SOSYAL HİZMET MESLEĞİ

SOSYAL HİZMET ALANLARI

   KAYNAK
BİLGİLER

 

                                                                                                                               

 


İş İlanı Veriniz

 





 Sitemizde Yayınları Yayınlanan Sosyal Hizmet Uzmanları
 



Sitemizde Diğer Meslek Elamanlarının Yayınları
 

sosyalhizmetuzmani.org
 


 


Hakan KALYON

  Sosyolog – Halk Sağlığı Bilim Uzmanı
hakankalyon@beun.edu.tr


 
 

BU BÖLÜMDEKİ YAYINLAR DERLEME YAPILMIŞTIR

 

4-Ütopya

 Ütopya, aslinda olmayan, tasarlanmis olan ideal toplum ve devlet sekli anlami tasir. Ütopyalar, ideal düzen arayislarinin tasarlanmis tipik örnekleridir. Ütopyalar üzerine görüsler iki biçimde ortaya çikmistir. Bir kismi özendirici, istenen nitelikte, diger bir kismi ise korkutucu, ürkütücü ütopyalardir.

Istenen (Özendirici nitelikte) Ütopyalar

Bu tür ütopyalar, ideal bir toplum ve devlet tasarimlaridir. Bu özellikteki ütopyalarin en önemlileri sunlardir:

Platon’un Ütopyasi

Platon, "Devlet" adli eserinde ideal devletin nasil olacagini belirtmistir. Bu devlette insanlar üç sinifa bölünmüstür; Çalisanlar (isçiler, çiftçiler, zanaatkarlar), bekçiler (askerler) ve yöneticiler. Isçi sinifi çalisip üretimde bulunarak devletin maddi ihtiyaçlarini karsilar. Bekçiler sinifi toplum içinde güvenligi ve disariya karsi devletin varligini savunur. Yöneticiler sinifi ise devleti yönetir.

Bu toplumda her sinifin bir erdemi vardir. Isçi sinifinin erdemi kanaatkâr olmak, bekçi sinifinin erdemi cesaret, yöneticilerin erdemi ise bilgeliktir.

Platon’un açtigi bu ütopik devlet anlayisi yolu, gelecekte hem dogu hem de bati felsefelerinde temsilciler bulmustur. Dogu felsefesinde böyle ütopik bir devlet anlayisini Fârâbî’de görmekteyiz.

Fârâbî’nin Ütopyasi

Platon’dan etkilenen Fârâbî, "Medinet’ül Fâzila" (Erdemli Sehir) adli esrinde böyle ütopik bir devlet tasarlamistir. Ona göre, insanlar yardimlasarak bir arada yasamalidir. Saglikli bir organizmada bütün organlar nasil uyumlu bir sekilde çalisiyorsa, toplum da böyle olmalidir.

Kötü insanlar toplumdan çikarilmalidir. Erdemli sehirde gerçeklikler, dogruluklar, iyilik ve güzellikler birlesirler. Bunu saglayan bu sehrin yöneticisidir. Yönetici, peygamber ile filozofun erdemlerini kendinde toplayan kisidir ve bu özeliklerini topluma yayarak devleti yönetir. Bireylerin de yöneticinin bilgilerine katilmasiyla mutlu bir sehir dogar.

Thomas Morus‘un Ütopyasi

Roman tarzinda yazdigi "Ütopya Adasi" adli eserinde ütopik bir devlet tasarimi ortaya koyar. Bu devlette özel mülkiyet yoktur ve yasaktir. Herkes devlet adina üretir. Para geçerli degildir. Üretilenlerden herkes ihtiyaci kadar alir. Bireyler günde alti saat çalisir, geri kalan zamanlarini sanat ve bilimle ugrasarak geçirirler. Yöneticiler, tipki Platon’un ideal devletinde oldugu gibi, çok siki bir egitimle yetistirilir.

Tommaso Campanella’nin Ütopyasi

Günes Devleti adli eserinde ütopik bir devlet yasarimi yaparken, o da Platon’un etkisi altinda kalir. Günes kentte her sey ortaktir. Aile yoktur. Eslerin seçimi yönetimce yapilir. Kent bir rahip tarafindan adilce yönetilir. Herkes dört saat çalisir. Geri kalan zamanda sanat, eglence, okuma, beden ve ruhlari egitme gibi zevk veren islere ayrilir. Yöneticinin yetkisi mutlaktir. Adlari "Güç", "Akil", " Sevgi" anlamina gelen üç yardimcisi vardir.

Francis Bacon’un Ütopyasi

eni Atlantis adli eserinde ütopik devletini tanitir. "Ben Salen" adli adada saglam bir ahlâk anlayisi egemendir. Özel bir örgüt, halkin bu yüksek bilgi ve kültürünü planlar ve yürütür. Buna göre "Yeni Atlantis" bir bilgi devleti olarak tasarlanmistir.

Korkutucu Nitelikte Ütopyalar

Günümüzde de ütopyalar yazilmaktadir. Ancak, bunlarin ortak bir niteligi vardir, o da toplumlari gelecekte bekleyen tehlikeleri göstermektir. Bu tehlike, bir yandan makinelesen bir toplumda insanin duygu, düsünce ve deger sistemleri ile yok olup gitmesidir. Öte yandan, insan özgürlüklerinin, demokratik haklarin kurulacak bir despotik devlet tarafindan yok edilmesidir. Bu ütopyalar, insanlari, bu türden tehlikeler için önceden uyarmaktadir.

Huxley’in Ütopyasi

Yeni Dünya adli eseri bir bilim-kurgu özelligi tasir. "Yeni Dünya" da teknoloji çok gelismistir. Insanlar suni yoldan üremektedir. Evlilik yoktur. Insanlar çalisir ve eglenirler. Hastalanma ve yaslanma yoktur. Geçmis, tüm degerleriyle yok edildigi için, geçmisi düsünme ve özlem duyma yoktur. Bu ütopya, dogal yasamdan kopmayi dile getirme açisindan gelecege iliskin bir korku ütopyasidir.

G. Orwel’in Ütopyasi

Orwel, "1984" adli eserinde despotizmin (zorbalik) egemen oldugu bir dünyayi tasvir eder. Bu ütopyaya göre, dünya esit güce sahip üç bloka ayrilmistir. Yönetenler tek egemen güçtür. Insanlar yöneticilerin korkusu ile sinmis, özgürlükler kaldirilmis, ahlâki ve insani duygular yok edilmis, düsünme ve düsündügünü söyleme yasaklanmis, yasam tüm güzelliklerini yitirmistir. Hiç kimse birbirine güvenememektedir. Çogu kisiler casustur. En yakinlarini yönetime gammazlama bir ödev haline getirilmistir. Bireylerin kisilikleri tamamen silinmistir.

Orwel bu eserinde, gelecek üzerine korkularini dile getirmistir. Insanlari, modern dünyayi etkileyebilecek sorunlar üzerinde düsünmeye yöneltmek istemistir

 

5-Sosyolojinin Diğer Bilimlerle İlişkisi
 

 Her sosyal bilim, sosyal gerçekliğin yalnızca kendini ilgilendiren kısım ve alanlarlarını inceler. Oysa sosyal gerçeklik bir bütündür.Bu bütünlüğü açıklayabilmek için sosyal bilimler işbirliği yapmak zorundadır. Hiçbir bilim toplumun tümünü kendi başına tam olarak açıklayamaz.

A. Sosyoloji ve Tarih: Yer ve zamanı belli Tarih, toplumların ortaya çıkma, gelişme, dağılma ve çözülme devrelerindeki somut sosyal olayları belgelere dayanarak incelemeye çalışan bir bilimdir. Sosyoloji ise, bu sosyal olayları açıklayarak, bir takım ortak ilkelere,kurallara, genellemelere ve mümkünse yasalara ulaşmak ister.Tarih, diğer sosyal bilimlerle uğraşanlara olayların geçmişi hakkındaki verileri sunmaktadır. Sosyoloji tarih bu verilerinden yararlanarak, farklı toplumlarda görülen sosyal olayların ortak özelliklerini inceler ve genellemelere ulaşır.


B. Sosyoloji-Psikoloji:

Psikoloji, insan davranışlarını konu edinen bir bilim dalıdır. Çoğu psikolojik olayların temelinde toplumsal öğeler mevcuttur.Öğrenme, kişilik, algı, davranışların şekillenmesinde sosyal öğeler mevcuttur. Bu yönüyle psikoloji, sosyolojinin verilerinden yararlanmak zorundadır. Diğer taraftanda fertlerin psikolojik durumlarını dikkate almadan, grup ve toplum ilişkilerinin doyurucu bir açıklamaya kavuşması güçtür.Sosyal psikoloji, insanın sosyal bir ortamdaki davranışlarını konu alan sosyoloji - psikoloji arası bir alt bilim dalıdır. C. Sosyoloji-Antropoloji: Antropoloji insanın yeryüzündeki toplumsal gelişimi-ni inceler. İnsan fizyolojisi ve iskelet yapısı, dil,araç yapımı ve teknolojisi, fen, eğitim, siyaset, örgütlenme türünden konular antropolojinin çalışma alanlarındandır.

Fiziki Antropoloji: İnsanın biyolojik yapısını, insan ve ırklar tarihini inceler.

Kültürel Antropoloji: Yaşanan toplumların ya da kültürlerin sosyol ve kültür tarihi ile uğraşır. Toplum türleri, yayılma, evrim, töreler,bunların kökeni ve değişmesi gibi kanınları temel alır.Kültürel antropolojiye etnoloji veya sosyal antropoloji adı da verilmektedir.Bu yönleriyle sosyoloji, antropoloji ilişkisi mevcuttur.

D) Sosyoloji-Hukuk :

Hukuk, toplumda insanlararası ilişkileri düzenleyen, uyulması zorunlu kurallar bütünüdür. Hukuk toplum ile sıkı ilişkilidir. Bu kuralların uzun ömürlü olması o toplumun sosyal yapısına uygun olmasına bağlıdır. Bu yönüyle hukuk, sosyolojinin verilerinden yararlanır.

E. Sosyoloji-Ekonomi:

Ekonomi, insanların ihtiyaç duydukları mal ve hizmetlerin üretimini,bölüşümünü ve tüketimini konu alan bir sosyal bilimdir.Yasanın ekonomik faaliyetleri bir anlamda toplumsal faaliyettir.Ekonomik faaliyetler bulunduğu toplumdan etkilenir. Toplumsal olayların ekonomiye etkisi ve ikisi arasındaki ilişkisi arasındaki ilişki ekonomik sosyoloji’yi meydana getirmiştir.

F. Sosyoloji-Siyaset:

Siyaset bilimi, devletin örgütlenmesi çeşitli yönetim şekillerinin karşılaştırılması, anayasa hukuku (toplumun yönetim biçimi,hükümet iktidar) v.s. hem sosyolojinin hem de siyasetin konusudur.ancak sosyoloji topluma genel ve objektif yaklaşırken, siyaset değer yargılarında bulunur.

VII. SOSYOLOJİNİN ALT BİLİM DALLARI

A) Eğitim Sosyolojisi: Eğitim ile diğer sosyal kurumlar arası ilişkileri eğitimin işleyişi, işlevleri, eğitim kurum ve örgütlerinin sosyal özelliklerini inceler.Veya, kültürün kuşaklar arasında aktarılması olarak ele alındığında,kişilerin tüm sosyalleşme evreleri eğitim sosyolojisinin konusu içine girer.

B) Hukuk Sosyolojisi: Hukukun toplum içindeki rolünü (sosyal düzenin sağlamasında) Hukuk kurallarının toplumlarının gelişmelerine paralel olarak nasıl değiştiklerini inceler.

C) Din Sosyolojisi: Dinin kökenlerini, dinin toplum içindeki yeri, önemi, dini davranış ve düşüncenin şartlarını,biçimlerini ve dinin geçirdiği aşama ve değişmeleri ele alır.

D) Ekonomik Sosyoloji: Sosyal hayatın ekonomik yönünü ve diğer sosyal kurumlarla ilişkisini inceler. Diğer yandan da,ekonomik sistem-lerle diğer sosyal sistemler arasındaki ilişkileri inceler.

E) Siyaset Sosyolojisi: Siyasi kurum ve olayları, diğer sosyal kurum ve olaylarla ilişki yönüyle ele alır.Siyasi kanunların doğuşu, işleyişi, işlevi, siyasi eylem biçimleri. baskı grupları, siyasi davranış, oy verme, ideoloji, kamuoyu,propaganda gibi konuları inceler.

F) Sanayi Sosyolojisi: Sanayi devrimi sonrasında ortaya çıkan teknolojik gelişme ve etkilerini araştırır.

6 - Aile Sosyolojisi: Ailenin yapısı, toplum içindeki yeri,fonsiyonları, şekillerini inceler.

7 - Köy Sosyolojisi: Köy tipleri, coğrafyanın etkisi, köydeki değişmeleri konu alır.

8 - Kent Sosyolojisi: Kentleşme, kent biçimlerini, sosyal yapısı ve göç olayı üzerinde durur.

 

 

 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

 

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır. 
Sitemizde yayınlanan  yazarlarımızın yayınları ve sitemizin yayınları  kaynak gösterilerek ve içeriği değiştirilmemek şartıyla alıntı yapılabilir.