Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

Uzun Bir Aradan Sonra

 Can Küçükali/Sitemiz yazarı
cankucukali@gmail.com
 


   Uzun bir aradan sonra gündeme bakmak istiyoruz. Gündem oldukça karışık, iç karartıcı ve her zamankinden daha da süreksiz olarak nitelendirilebilir. Zaten gündem sözcüğüne dikkatli yaklaşmakta fayda olduğunu biliyoruz. Gündemi biz belirlemediğimiz için, bizim olmayan bir gündemi fazlaca sahiplenmenin anlamı yok ve bu konuda kuşkucu olmakta her zaman fayda var. Bu bilincimizle olaylara göz gezdiriyoruz.



Ergenekon oldukça keyifsiz bir hale geldi. Sol siyaseti ikiye böldü ve bunu yapmakta da fazlaca zorlanmadı. Bir grup operasyonları sahiplendi, sırf yıllardan beri dile getirilen söylemlerdeki benzerlik yüzünden eleştirel duruş kaybedildi. Diğer grup operasyonları lanetledi. Bu grubun söyleminin en önemli özelliği yüzeyselliğiydi. Eklektik ideolojilerin sıklıkla içine düştükleri bu problem, kendinizi ifade ederken kullandığınız araçların ve alternatif önermenizin sosyolojik ve siyasal olarak çok da kullanışlı olmaması olarak özetlenebilir. Öte yandan iktidarın sorgulama cesaretinin imkanı ve dolayısıyla sınırlılığı tartışmada çok cılız kaldı. Bazı yazar ve yayınlar konuya değindiler ama söylem sahiplerinin pozisyonları çoğu zaman göz ardı edildi. Dikotomi kavramı, normalde birbirine bağlı zıtlıkları ifade etse de, sosyal bilimlerde kopukluğu işaret eden olumsuz bir anlamı da vardır. Çok kullanılan şekliyle siyaseti karşıtlıklar üzerine kurma, taraflara hiçbir şey kazandırmamakla birlikte kimi zaman, karşıtlığı kuran ama taraf olmayan mekanizmalara bile zarar verebilir. Yine de asıl aktörler, dikotomiyi diyalektik düzeyinde algılarken, bizler çoğu zaman yalnızca taraf olma düzeyinde algılayabiliyoruz. Bunu fark etmemiz ve bundan dolayı rahatsız olmamız gerekiyor.

Öte yandan Güngören’de bombalar patladı. Güngören’de bombalar patlarken, ben polise hesap veriyordum yolda yürüyebilmek için. Kimliğim soruldu, hesap soruldu. Yine yanlış noktada duruyorlar diye düşünmeden edemedim. Bir yanda şiddet ve gözyaşı artarken diğer tarafta sokaktaki insanın özgürlükleri de gözle görülür ölçüde kısıtlanmaya başladı. İktidar, kendi ajandasındaki işleri eksiksiz yaparken, aynı istekliliği toplumun tümünü etkileyen olaylara demokratik çözümler bulma konusunda göstermedi. Bunun sebebi iktidarın hantallığıdır ve bence sivil toplum meselesi kökten yanlış anlaşılmıştır ya da çıkarlara göre yorumlanmıştır. İktidarın bütüncül bir reform isteksizliği bazı yerlerde vurgulandı ve ben de yeniden vurgulama gereği görüyorum. Burada da dikotomiyi görüyoruz. Kuram ve kavramların içeriğini revize etmek ama aynı adla kullanmak, eleştiri getirenleri karşı cepheye yerleştirmek. Ya da karşı çıkanların kendi kendilerini karşı cephede konumlandırmaları. Bunun tüm toplum için çok zararlı olacağını bilmek gerekiyor.

Bundan sonra sivil toplum meselesi çerçevesinde iki noktaya vurgu yapmak gerekebilir. Birincisi demokratik açılımların ya da toplumsal çıkarların askeri bürokrasi ve diğer elitlerin eliyle korunamayacağıdır. Bunu ‘ama’sız olarak kabul edebilmeliyiz. Ancak bu koşulsuz kabul edişten sonra diğer eleştirimiz samimi olacaktır. Eleştirimiz ise şudur: Hiçbir zaman iktidarlar daha sivil bir toplum için iştahlı ve son derece işbirlikçi olmazlar. Açılımların aktörleri kitlelerdir. Kitle zorlayarak ihtiyacı yaratır ve iktidar konumunu bu talebe göre şekillendirir. Bu tarihsel ve sosyolojik olarak böyledir. Buna bağlı olarak din odaklı bir sivil toplum anlayışı, demokratik bir toplum olmanın önünü açamaz, dahası böyle bir anlayış yoktur. Sivil toplum zorlayıcı, dolayısıyla talep edici ve rasyoneldir. Vatandaşlık eksenini genişletmek için mücadele eder ve kazanımı kapsayıcıdır. Bu noktaya vurgu yapmak gerekiyor. Böylece dikotomiyi aşıyoruz. İki talebi karşı karşıya değil, peş peşe koyuyoruz.

Kulağa son derece farklı gelse de, dinin birleştirici bir çatı olarak görülmesini ya da dini referanslar gösterilerek yapılan siyaseti de bir tür elitizm olarak görmek gerekiyor. Bu elitizmin sebebi dinin kendisi değil, dini söylem sahiplerinin pragmatizmidir. Açıkçası din kurumsallaşmaya ve devlet yönetiminin her türlü mekanizmasıyla flört etmeye başladığından beri de bu elitizmi yenmenin bir yolu kalmamıştır. Yapılması gereken ise aşamalı olarak vatandaş tanımını daha iddialı hale getirmektir. Bunu yaparken de rasyonel olmak zorundayız. Nasıl ki asıl anlamda ergenekonu yok etmek istememizin sebebi, rasyonel bir aktör olarak vatandaşın demokratik mekanizmalarla iktidara ortak olma ve denetleme imkanlarını genişletmek ise, sivil toplumu geliştirme amacımız da aynı ilki gibi sorgulama terazisinin dengesini hak ve ödevler bağlamında vatandaştan yana olacak şekilde düzenlemektir. Bunun için kuşku şarttır. Dikotomi ise dezenformasyondur.
 

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.