|
|
|

|
Anahtar kavram:
Verimlilik
İş
Başmüfettişi ve Sosyal Hizmet Uzmanı
Doğan KESKİN |
Küresel rekabette
güçlenmek isteyen işletmeler, iş sözleşmesini feshetme maliyetini düşürmeyi
değil, çalışanları verimliliğe yönelten insan kaynakları yönetimini
güçlendirmeyi hedef yapmalı.
Üzerinde tartışılan ve ancak İş
Kanunu'nda köklü değişiklikler yapılması koşuluyla taraflar arasında bir
uzlaşmaya zorlukla varıldığı söylenebilecek olan iş güvencesi, yapılmak
istenen köklü değişiklikler olmaksızın yasalaştı.
Bu nedenle de işveren tarafı memnun olamadı, yasanın bu haliyle çıkmasını
istemedi.
İşveren niye istemedi?
Bugün artık tartışılmaz bir gerçek olarak algılanmaya başlanan rekabetin
küreselleşmiş boyutu, mal veya hizmetlerin en kaliteli ve fakat en ucuza,
istenen zamanda, istenen miktarı karşılayabilecek şekilde üretilmesini veya
sunulmasını gerekli kılmakta. Yani mal veya hizmetlerin yüksek kaliteli
olması, en ucuza üretilmesi veya sunulması yetmemekte, ayrıca istenen
zamanda ve istenilen miktarda karşılanabilmesi de büyük önem kazanmakta.
Küresel piyasa, iletişim ve ulaşım alanında, son yıllarda yaşanan büyük
gelişmeler nedeniyle, dünyanın çok farklı yerlerinden kaynaklanan istem ve
sunumları anlık bir zaman diliminde bir araya getirebiliyor.
Stok anlayışı sona erdi
Günümüzde iletişimin bu ölçüde hızlı olması, üretimde stok anlayışını da
olanaksızlaştırıyor. İstem alındığında, istenen vasıflardaki mal veya
hizmeltlerin yine istenen zaman ve miktarda sunulmasını gerektiriyor.
Söz konusu durum ise ister istemez, ihtiyaca göre ve ihtiyaç süresince
üretimin artırılabilmesine gereksinim doğuruyor. Böyle bir gereksinim,
ihtiyaca göre ve ihtiyaç süresince istihdamın artmasına, sonra tekrar eski
düzeyine inmesine neden olabiliyor.
Görüleceği üzere, mal veya hizmet sunumunda gereksinimin küresel boyutta
sağlanabilmesi, ister istemez çalışma ilişkilerinde değişimi zorluyor. Başka
bir biçimde dile getirirsek, esnek bir istihdam ihtiyacı ortaya çıkıyor.
İstemle karşılaşıldığında istihdam genişleyecek, sonra da tekrar daralacak.
İşte yasalaşan iş güvencesi tam da bu noktada küreselleşmiş rekabet
açısından duyulan ihtiyacı zorlaştırıcı olarak algılanıyor. Çünkü, iş
güvencesiyle getirilen düzenleme, iş sözleşmesi sona erdirilen haksız fesih
iddiasıyla feshin geçersiz sayılması için İş Mahkemesi'ne dava açabileceğini
hükme bağlıyor. Feshin geçerli olduğunu ispat yükü işverene yükleniyor. Eğer
İş Mahkemesi işçiyi haklı görürse, fesih geçersiz sayılıyor.
İşveren işçiyi yeniden işe başlatmak veya kıdem tazminatı dışında ayrıca
davaya göre altı ile 12 ay arasında değişen ücret tutarında tazminat ödemek
zorunda kalıyor.
Halbuki önceki hukuki düzen uyarınca işveren, İş Kanunu'na göre ihbar ve
kıdem tazminatlarını vererek ve-ya mahkemenin vereceği karar üzerine
ödeyerek iş sözleşmesini derhal feshedebilmekteydi.
Tanımlı durumlar
Ancak, her iki düzene de bakıldığında, temelde algılandığı kadar farklılığın
olmadığı görülüyor. Yeni düzenlemede de iş sözleşmesi, itiraza açık olmakla
birlikte, ekonomik, teknolojik gelişmelere veya işçinin davranışlarına bağlı
olarak, ihbar ve kıdem tazminatları ödenerek yine feshedilebiliyor.
Bildirimsiz fesih hakkı korunuyor.
Tanımlanmış bazı durumlarda (sendika üyesi olmak, sendikal faaliyetlerde
bulunmak, hamile olmak, ırk, din, siyasi görüş, cinsiyet ayrımcılığına
dayalı fesihlerin yasaklanmış olması gibi) iş sözleşmesinin
feshedilemeyeceği açık olarak hükme bağlanmış, ancak sayılan durumlarda iş
sözleşmesinin bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedilme hakkı önceki
düzenlemede de yok.
Önceki düzenlemeye göre de bunlar, yargı kararlarıyla haksız fesih sayılır,
işveren tazminatları ödemekle yükümlü kalırdı. Yeni düzenlemede getirilen
değişiklik, bu hallerin tek tek açık olarak sayılmış olması.
Nitekim, kıdem tazminatı miktarının en azından azaltılması ve günümüzün yeni
çalışma ilişkileri olarak esnek çalışma biçimlerinin düzenlenmesi halinde iş
güvencesine ilişkin düzenlemelere bir itirazın olmayacağı, iş güvencesinin
yasalaşması sırasında zaman zaman işverenlerce de ifade edildi.
Performansa katkı
Bu bilgiler çerçevesinde, kıdem tazminatının yeniden ele alınması ve esnek
çalışmaya dair ilişkilere de yer verilerek İş Kanunu'nun bir bütün olarak
yeniden düzenlenmesi halinde, iş güvencesine ilişkin düzenlemelere yapılan
itirazların azalacağını söylemek büyük bir olasılıkla mümkün olacak.
İşte bu noktadan itibaren uluslararası sözleşmeye dayanan iş güvencesine
ilişkin düzenlemelerin, düşünülenin aksine ve özellikle küresel rekabet
açısından işletmelere önemli katkı getireceğini söylemek hatalı
olmayacaktır.
Küresel rekabetin dayattığı koşulların yerine getirilebilmesi için,
işin üstlenilen zaman ve miktarda, kaliteli ve en az maliyetle
yapılabilmesine çalışılması gerekmektedir. İş güvencesi eşliğinde bunu
sağlayacak en önemli unsur ise verimlilik olacaktır.
İşletmeyi sevdirmek
Örgütlenerek pazarlık usulleriyle yürütülen toplu iş ilişkileri yanında,
gündeme getirilen diğer bir ilişki sistemiyse bir yandan işçiyi, üretilen
mal veya hizmetin daha iyi gerçekleştirilebilmesine sürekli katkı vermeye
koşullandıran, işletmeyle bütünleşmeye yönlendiren işletme içindeki
hiyerarşiyi en aza indirgeyen, işletme kültürünü oluşturmaya çalışan, bir
yandan da işletmenin bilinen ve/veya ileriye dönük olarak ortaya çıkabilecek
gereksinimlerini dikkate alarak çalışanları yönlendiren, eğiten ve
yenilerini istihdam eden insan kaynakları yönetimidir.
Bu yaklaşımda sağlanacak en önemli çıktı, işçinin işletmeyi sevmesi ve onun
için en yaratıcı ve üretken olacak şekilde çalışmasıdır. Bunun işe yansıması
verimliliktir. Çalışma standartları yüksek ülke koşullarında küresel
rekabete giren bir işletmede aranması gereken en önemli unsur da zaten
budur.
Özellikle Avrupa Birliği üyeliğine girmek üzere önemli değişimleri
gerçekleştiren Türkiye'nin çalışma standartlarına ilişkin AB yönergelerine
de uyum sağlamak yükümlülüğü içinde olduğu anımsanacak olursa, hem gelişmiş
çalışma standartlarına hem de küresel rekabete uygun bir işletme yönetimine
sahip olmamız gerekmektedir.
Güven hissi önemli
Halbuki bugün ülkemizdeki işletmelerin hemen hemen çoğunda insan kaynakları
adı altında faaliyet gösteren birimler bulunmakla birlikte, bunların çoğunun
halen sadece istihdam işlemlerini gerçekleştiren ve özlük haklarını
düzenleyen, üst yönetimin emrindeki personel birimlerinden anlamlı bir farkı
bulunmamaktadır.
Bu nedenle, küresel rekabete uyum sağlamaya çalışan işletmeler, iş
sözleşmesini bitirmenin maliyetlerini düşük tutarak değil, iş güvencesinin
varlığı nedeniyle, en uygunu seçmeyi ve değerlendirmeyi hedefleyen, işletme
kültürü yaratan ve işçiyi verimliliğe yönelten insan kaynakları yönetimini
ciddi bir biçimde ele almak zorunda.
Kaldı ki, iş güvencesinin işçiye sağlayacağı güven hissi, bilinçli bir
yönetim anlayışıyla çok daha kolay bir şekilde verimliliğe, ortak hedef için
işverenle uyum içinde çalışmaya ortam hazırlar. Bu yüzden, rekabete olumsuz
etki yapacağı söylenen iş güvencesinin, bilinçli yönlendirme ve yönetim
anlayışıyla işletmeye avantaj getirmesi işten bile olmaz.
Bu yazı RADİKAL WEB
Sitesinde yayınlanmıştır.
|
|