Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap - Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

 

 
 
Anahtar kavram: Verimlilik

 İş Başmüfettişi ve Sosyal Hizmet Uzmanı
Doğan KESKİN

   Küresel rekabette güçlenmek isteyen işletmeler, iş sözleşmesini feshetme maliyetini düşürmeyi değil, çalışanları verimliliğe yönelten insan kaynakları yönetimini güçlendirmeyi hedef yapmalı.



    

        Üzerinde tartışılan ve ancak İş Kanunu'nda köklü değişiklikler yapılması koşuluyla taraflar arasında bir uzlaşmaya zorlukla varıldığı söylenebilecek olan iş güvencesi, yapılmak istenen köklü değişiklikler olmaksızın yasalaştı.
Bu nedenle de işveren tarafı memnun olamadı, yasanın bu haliyle çıkmasını istemedi.

İşveren niye istemedi?
Bugün artık tartışılmaz bir gerçek olarak algılanmaya başlanan rekabetin küreselleşmiş boyutu, mal veya hizmetlerin en kaliteli ve fakat en ucuza, istenen zamanda, istenen miktarı karşılayabilecek şekilde üretilmesini veya sunulmasını gerekli kılmakta. Yani mal veya hizmetlerin yüksek kaliteli olması, en ucuza üretilmesi veya sunulması yetmemekte, ayrıca istenen zamanda ve istenilen miktarda karşılanabilmesi de büyük önem kazanmakta.
Küresel piyasa, iletişim ve ulaşım alanında, son yıllarda yaşanan büyük gelişmeler nedeniyle, dünyanın çok farklı yerlerinden kaynaklanan istem ve sunumları anlık bir zaman diliminde bir araya getirebiliyor.

Stok anlayışı sona erdi
Günümüzde iletişimin bu ölçüde hızlı olması, üretimde stok anlayışını da olanaksızlaştırıyor. İstem alındığında, istenen vasıflardaki mal veya hizmeltlerin yine istenen zaman ve miktarda sunulmasını gerektiriyor.
Söz konusu durum ise ister istemez, ihtiyaca göre ve ihtiyaç süresince üretimin artırılabilmesine gereksinim doğuruyor. Böyle bir gereksinim, ihtiyaca göre ve ihtiyaç süresince istihdamın artmasına, sonra tekrar eski düzeyine inmesine neden olabiliyor.

Görüleceği üzere, mal veya hizmet sunumunda gereksinimin küresel boyutta sağlanabilmesi, ister istemez çalışma ilişkilerinde değişimi zorluyor. Başka bir biçimde dile getirirsek, esnek bir istihdam ihtiyacı ortaya çıkıyor. İstemle karşılaşıldığında istihdam genişleyecek, sonra da tekrar daralacak.
İşte yasalaşan iş güvencesi tam da bu noktada küreselleşmiş rekabet açısından duyulan ihtiyacı zorlaştırıcı olarak algılanıyor. Çünkü, iş güvencesiyle getirilen düzenleme, iş sözleşmesi sona erdirilen haksız fesih iddiasıyla feshin geçersiz sayılması için İş Mahkemesi'ne dava açabileceğini hükme bağlıyor. Feshin geçerli olduğunu ispat yükü işverene yükleniyor. Eğer İş Mahkemesi işçiyi haklı görürse, fesih geçersiz sayılıyor.
İşveren işçiyi yeniden işe başlatmak veya kıdem tazminatı dışında ayrıca davaya göre altı ile 12 ay arasında değişen ücret tutarında tazminat ödemek zorunda kalıyor.

Halbuki önceki hukuki düzen uyarınca işveren, İş Kanunu'na göre ihbar ve kıdem tazminatlarını vererek ve-ya mahkemenin vereceği karar üzerine ödeyerek iş sözleşmesini derhal feshedebilmekteydi.

Tanımlı durumlar
Ancak, her iki düzene de bakıldığında, temelde algılandığı kadar farklılığın olmadığı görülüyor. Yeni düzenlemede de iş sözleşmesi, itiraza açık olmakla birlikte, ekonomik, teknolojik gelişmelere veya işçinin davranışlarına bağlı olarak, ihbar ve kıdem tazminatları ödenerek yine feshedilebiliyor. Bildirimsiz fesih hakkı korunuyor.
Tanımlanmış bazı durumlarda (sendika üyesi olmak, sendikal faaliyetlerde bulunmak, hamile olmak, ırk, din, siyasi görüş, cinsiyet ayrımcılığına dayalı fesihlerin yasaklanmış olması gibi) iş sözleşmesinin feshedilemeyeceği açık olarak hükme bağlanmış, ancak sayılan durumlarda iş sözleşmesinin bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedilme hakkı önceki düzenlemede de yok.
Önceki düzenlemeye göre de bunlar, yargı kararlarıyla haksız fesih sayılır, işveren tazminatları ödemekle yükümlü kalırdı. Yeni düzenlemede getirilen değişiklik, bu hallerin tek tek açık olarak sayılmış olması.
Nitekim, kıdem tazminatı miktarının en azından azaltılması ve günümüzün yeni çalışma ilişkileri olarak esnek çalışma biçimlerinin düzenlenmesi halinde iş güvencesine ilişkin düzenlemelere bir itirazın olmayacağı, iş güvencesinin yasalaşması sırasında zaman zaman işverenlerce de ifade edildi.

Performansa katkı
Bu bilgiler çerçevesinde, kıdem tazminatının yeniden ele alınması ve esnek çalışmaya dair ilişkilere de yer verilerek İş Kanunu'nun bir bütün olarak yeniden düzenlenmesi halinde, iş güvencesine ilişkin düzenlemelere yapılan itirazların azalacağını söylemek büyük bir olasılıkla mümkün olacak.
İşte bu noktadan itibaren uluslararası sözleşmeye dayanan iş güvencesine ilişkin düzenlemelerin, düşünülenin aksine ve özellikle küresel rekabet açısından işletmelere önemli katkı getireceğini söylemek hatalı olmayacaktır.
Küresel rekabetin dayattığı koşulların yerine getirilebilmesi için,
işin üstlenilen zaman ve miktarda, kaliteli ve en az maliyetle yapılabilmesine çalışılması gerekmektedir. İş güvencesi eşliğinde bunu sağlayacak en önemli unsur ise verimlilik olacaktır.

İşletmeyi sevdirmek
Örgütlenerek pazarlık usulleriyle yürütülen toplu iş ilişkileri yanında, gündeme getirilen diğer bir ilişki sistemiyse bir yandan işçiyi, üretilen mal veya hizmetin daha iyi gerçekleştirilebilmesine sürekli katkı vermeye koşullandıran, işletmeyle bütünleşmeye yönlendiren işletme içindeki hiyerarşiyi en aza indirgeyen, işletme kültürünü oluşturmaya çalışan, bir yandan da işletmenin bilinen ve/veya ileriye dönük olarak ortaya çıkabilecek gereksinimlerini dikkate alarak çalışanları yönlendiren, eğiten ve yenilerini istihdam eden insan kaynakları yönetimidir.

Bu yaklaşımda sağlanacak en önemli çıktı, işçinin işletmeyi sevmesi ve onun için en yaratıcı ve üretken olacak şekilde çalışmasıdır. Bunun işe yansıması verimliliktir. Çalışma standartları yüksek ülke koşullarında küresel rekabete giren bir işletmede aranması gereken en önemli unsur da zaten budur.
Özellikle Avrupa Birliği üyeliğine girmek üzere önemli değişimleri gerçekleştiren Türkiye'nin çalışma standartlarına ilişkin AB yönergelerine de uyum sağlamak yükümlülüğü içinde olduğu anımsanacak olursa, hem gelişmiş çalışma standartlarına hem de küresel rekabete uygun bir işletme yönetimine sahip olmamız gerekmektedir.

Güven hissi önemli
Halbuki bugün ülkemizdeki işletmelerin hemen hemen çoğunda insan kaynakları adı altında faaliyet gösteren birimler bulunmakla birlikte, bunların çoğunun halen sadece istihdam işlemlerini gerçekleştiren ve özlük haklarını düzenleyen, üst yönetimin emrindeki personel birimlerinden anlamlı bir farkı bulunmamaktadır.
Bu nedenle, küresel rekabete uyum sağlamaya çalışan işletmeler, iş sözleşmesini bitirmenin maliyetlerini düşük tutarak değil, iş güvencesinin varlığı nedeniyle, en uygunu seçmeyi ve değerlendirmeyi hedefleyen, işletme kültürü yaratan ve işçiyi verimliliğe yönelten insan kaynakları yönetimini ciddi bir biçimde ele almak zorunda.
Kaldı ki, iş güvencesinin işçiye sağlayacağı güven hissi, bilinçli bir yönetim anlayışıyla çok daha kolay bir şekilde verimliliğe, ortak hedef için işverenle uyum içinde çalışmaya ortam hazırlar. Bu yüzden, rekabete olumsuz etki yapacağı söylenen iş güvencesinin, bilinçli yönlendirme ve yönetim anlayışıyla işletmeye avantaj getirmesi işten bile olmaz.


Bu yazı RADİKAL WEB Sitesinde yayınlanmıştır.



Bize Ulaşın