Sosyal Hizmet Mesleği

Bilgiler
Yayınları
Araştırmalar
 


Sosyal Hizmet Alanları

Çocuk
Gençlik
Yaşlılık
Aile
Sosyal Sorunlar
Engeliler
Tıbbi Sosyal Hizmet


Kaynak Bilgiler

Bireysel Gelişim
Sosyoloji
Psikoloji
İnsan Hakları
İletişim Bilgisi

 

 

 

 

 
 



ANA SAYFA


SİVAS İL MERKEZİNDE İKAMET EDEN 60 YAŞ VE ÜZERİ YAŞLILARIN
DEMOGRAFİK, EKONOMİK, SOSYAL, SAĞLIK VE DUYGUSAL DURUMLARI

Ahmet KISACIK

Sosyal Hizmet Uzmanı
 

 

 

ÖNSÖZ

Bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemelerin tıp bilimi ve sağlık hizmetlerine sunduğu imkanlar, tüm dünyada beklenen ortama insan ömrü süresinin artmasına neden olmuştur. Ortalama yaşam süresindeki bu artış, endüstri devriminin sosyal yaşamdaki etkileri sonucu toplumsal bir sorun haline gelmiştir.

Sanayileşme ile birlikte sosyal yapının hızla kentleşmeye başlaması, birey odaklı geleneksel yapının önemini yitirmesine yol açmıştır. Birey, yaşlanmaya başladıkça, üretim ve maddeye odaklı modern yapı içerisinde rol kaybına uğramıştır.

Geleneksel aile yapısı içerisinde vazgeçilmez otorite sembolü ve üstün bir statüye sahip olan yaşlı birey, kentleşmenin bir etkisi olarak, çekirdek aile yapısına geçişle birlikte bu konumunu kaybetmiş; ilerleyen yaşın getirdiği artan sağlık sorunları nedeniyle edilgen, bağımlı ve tüketici bir fert haline gelmiştir.

Gerçekleşen tüm bu gelişmeler, devlet ve özel sektörün yaşlı refahı alanında değişik hizmetler üretmesini zorunlu hale getirmiştir.

Bu zorunluluktan yola çıkarak yaptığım bu araştırmanın amacı, yaşlılarımıza sunulacak hizmetlerin, onların mevcut ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda tespit edilerek planlanması ve daha kaliteli bir şekilde sunumu için gerekli bilgilere ulaşmaktır.

Bu çalışmamda, tüm süreç boyunca sağladığı moral desteği ile çalışmaya yön veren değerli meslektaş ve mesai arkadaşım Hacı A. TAŞCI’ya, veri toplama sürecinde gösterdiği büyük ilgi ve özveriden dolayı Dr. Seza AVUNDUK’ a, Sivas il merkezde bulunan tüm Sağlık Ocaklarının ilgili personeline, sahip oldukları teknik imkanlarla veri analizi sürecinde bizlere bilgi-işlem desteğinde bulunan başta Keramettin ÇELİK ve Ahmet TÜRK olmak üzere tüm İletişim Merkezi çalışanlarına ve değerli bilgi birikimlerini bizlerden esirgemeyerek araştırmamıza danışmanlık eden C.Ü. Tıp Fak.Halk Sağlığı A.B.D. Öğr. Üyesi Doç.Dr.Haldun SÜMER’e teşekkürü bir borç bilirim

A.GİRİŞ

1.ARAŞTIRMANIN KONUSU

Tarım döneminden sanayi devrimine geçişle birlikte tüm dünyada yaşanan sosyal, ekonomik, kültürel, teknolojik ve demografik değişikliklerle yaşlılık olgusu yeni bir anlam ve görünüm kazanmıştır. Sosyal yaşamdaki ve tıptaki ilerlemeler insanların daha sağlıklı ve sonuçta daha uzun ömürlü olmasını sağlamıştır. Hemen her ülkede, ister gelişmiş ister gelişmemiş sayılsın, ortalama ömür beklentisi ve buna bağlı olarak nüfus içindeki yaşlı sayısı ve oranı gittikçe yükselmektedir (Koşar,1996:1).

Genel olarak yaşlı nüfusun artışı, teknolojik ilerlemelerin sağladığı yaşam koşullarındaki kolaylıklar ve tıbbın sağladığı gelişmelerle beklenen yaşama süresinin artmasından kaynaklanmaktadır.

Son 30 yılda dünyadaki 65 yaş ve üzeri yaşlıların sayısı % 63 oranında artış göstermiştir. 1980 yılında bu yaş grubundaki 260 milyon insan, toplam dünya nüfusunun % 5,8’ini oluşturmakta iken, 2000 yılında bu sayının 400 milyona çıktığı ve toplam dünya nüfusunun % 6,4’ünü oluşturduğu, aynı istatistiklere göre, 60 ve üzeri yaştaki kişilerin toplam nüfusa oranının 20 yıl içerisinde Avrupa ülkelerinde çoğalarak % 18,2’ye ulaşacağı tahmin edilmektedir.

60 yaş üzerindeki nüfusun 2025 yılında 1,2 milyara, 2050 yılına kadar 2 milyara ulaşması beklenmektedir.

Ülkemizde 1985 nüfus sayımlarına göre nüfusun % 4,2’sini 65 yaş ve üzeri oluşturmaktadır. 1990 nüfus sayımına göre 65 ve daha yukarı yaştakilerin oranı % 4,3 iken 1995 yılında bu oran % 4,7; 2000 yılında ise % 5,6’ya yükselmiştir. 2005 yılında % 6,3; 2010 yılında ise % 7,1 olması beklenmektedir. Doğumda beklenen yaşam umudu 2000 yılı için kadında 71,5, erkekte 66,9’dur. 2005 yılı için kadında 72,7 erkekte 68; 2010 yılı için kadında 73,8 erkekte 69 olması beklenmektedir(Sağlık Bakanlığı,2002:1).

1.1.Yaşlılık Kavramı

Dünya var olduğundan beri bilinen yaşlılık, insandaki büyümenin devamı, gelişim sürecinin son halkaları sayılır. Çocukluk, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık birbirinin devamı, birbiri içine girmiş gelişim ve değişim aşamalarıdır. Geriatri bugün yaşlanma süreci ile ilgilenen yeni bir bilim dalı olarak önem kazanmıştır. Özellikle tıp ve biyokimya dalları yaşlanmanın nasıl olduğu, nasıl geciktirileceği, nasıl sağlıklı bir yaşlılık geçirileceği konusunda araştırmalar yapmakta, kuramlar geliştirmektedir. Sosyal bilimciler de konu ile ilgilerini son zamanlarda artırmışlardır (Onur,1991:161)

Yaşlanma üzerinde fizyolojik ve sosyal açıdan fikir birliği edinen kuram olmamakla birlikte, yaşlanmanın zamanla değişen biyolojik, sosyolojik, kültürel ve psikolojik süreçlerin etkileşimi sonucu olduğu genel olarak kabul edilir.

Yaşlılık biyolojik, fizyolojik, duygusal ve fonksiyonel açıdan olmak üzere farklı şekillerde tanımlanabilir. Yaşlanmaya bağlı olarak insan vücudunun yapı ve fonksiyonlarında meydana gelen değişiklikler biyolojik yaşlılık; değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan kişisel ve davranışsal değişiklikler fizyolojik yaşlılık; kişinin kendini yaşlı hissetmesine bağlı olarak yaşam görüşü ve yaşam şeklinin değişmesi duygusal yaşlılık; ve aynı yaşta olan bireylerle karşılaştırıldığında toplum içinde fonksiyonlarının devam ettirilememesi ise fonksiyonel yaşlılık olarak adlandırılmaktadır(Sağlık Bakanlığı,2002:1).

Kronolojik yaşla her zaman paralellik göstermesi de, genelde fiziksel görünümdeki değişmeler, örneğin yüzdeki kırışıklıklar, saçın aklaşması, tepkilerde yavaşlama, hareket ve duyu organlarında kayıplar, daha çabuk yorulma, azalan enerji, kronik hastalıklara yakalanma gibi belirtilerin bir arada veya bir süreç içinde sırasıyla olması yaşlılığın işaretleri sayılır (U.N.,1975:2-8) 

1.2.Yaşlılık Sorunları

Goodstein yaşlılık sorunlarını stresler olarak ele almış ve bunları birbiri içine giren sosyal, psikolojik ve biyolojik stresler şeklinde açıklamıştır(Koşar,1996:6).

 a)Sosyal Stresler: Aileye ilişkin ve kültürel stres, mali ve iş stresi ve ayrımcılıktan kaynaklanan streslerdir.

Aileye ilişkin ve kültürel stresle ailenin küçülmesiyle ve hareketlilik sonucu yetişkin çocukların yaşlılarına bakma imkanlarının azalması hatta yok olması ile bağlantılıdır. Gittikçe daha az sayıda çocuğa sahip olma ve coğrafi uzaklık, etrafta daha az sayıda evladın olmasına yol açmıştır. Bu durum, zamanla yaşlanıldığında sorumluluklarını yüklenecek kimsesi olmayanların oranının daha da yükselmesine yol açmıştır. Buna bağlı olarak kültürel değerlerde değişme olmuş, aile akrabaların yaşlıya karşı sorumluluğu azalmış, bir ölçüde topluma devredilmiştir.

Sosyal içerikli diğer bir stres kaynağı iştir. Tarımdan sanayiye geçişle birlikte belirli bir yaş üzerindekiler iş hayatından ayrılmaya zorlanmıştır.

Yaşlılara karşı toplumda varolan ayrımcılık diğer bir stres kaynağıdır. Çoğu kimse yaşlının unutkan, zayıf, yorgun, titrek, aklı bulanık, korkak, tedaviye gerek olmayan bir kişi olduğunu düşünür. Kısaca yaşlı kalıplaşmış bir biçimde algılanır. Bu algılanış bazen meslek elamanlarına hatta okulların eğitim programlarına da yansır.  

b)Psikolojik Stresler: Herkesin günlük yaşamında var ise de yaşlılarda daha yoğundur. Erikson bu durumu yaşlılıktaki “bütünleşmeye karşı üzüntü “ile “bağımlılığa karşı bağımsızlık “ formülü ile özetlemiştir(Koşar,1996:7).

Yaşlının dış dünya üzerindeki kontrolü ve etkisi azaldıkça iç dünyasına döner. “İçe dönüş –interiority” olarak adlandırılan bu süreç, dış dünyasının gittikçe artan baş döndürücü taleplerine uyum için yaşlının mücadele yollarını yeni baştan gözden geçirme çabasıdır. Yaşlı bu arda bir takım savunma mekanizmaları kullanır. En sıklıkla kullanılan, inkar, yansıtma, somatizasyondur. Dış dünyayı kontrol gücünü kaybeden yaşlı uygun olmayan aşırı karakter özellikleri gösterebilir; sinirlenme, tedirgin ve panik içinde olma gibi.

Yalnızlık ve terkedilmişlik duygusu yaşlılar için çok önemli bir sorundur. Yakın aile çevresinden ve çalışma yaşamından uzak kalan kişi zamanla sosyal ilişkilerini kaybetmeye başlar. Araştırmalar, karmaşık toplumların çoğunda yaşlıların önemli bölümünün yalnızlıktan, terkedilmişlikten yakındıklarını ortaya koymuştur.

c) Biyolojik stresler: Fizyolojik yaşlanma, sinir, kas, bağışıklık, beyin sistemlerindeki, duyu organlarındaki kayıplar kişiyi etkiler. Bu dönemde yaşlının sağlık durumu özel ilgi ve dikkat ister. Kronik hastalıklar, kalp, damar ve böbrek hastalıkları, kazalar, fena beslenme vb. uzun ömürle ilgilidir. Beslenme çoğu yaşlı için bir sorundur. İştahta değişme,azalan faaliyet ve işleyişin bozulması söz konusudur. Uygun gıda alımı daha da önem kazanır. Yaşlının kiminle yediği, ne yediği kadar önemlidir. Kafein ve nikotin alımı çoğunda fazladır.

Ömrün uzamasıyla ilintili diğer bir sorun ise yaşlının yeterli geçim kaynağına sahip olmamasıdır. Bu aynı zamanda bir politika meselesidir. Ülkeler ömrün uzamasıyla daha uzun süre yaşlının geçimini sosyal güvenlik sistemi çerçevesinde sağlamak durumundadır. Özellikle sosyal güvenlik altında olmayan yaşlıların geçimlerini devam ettirmeleri, çalışamaz duruma geldiklerinde daha da zorlaşır ve sosyal bir sorun olarak kendini gösterir.

Yaşlılıkta karşılaşılan diğer bir sorun da barınma ile ilgilidir. O zamana kadar yaşadıkları yerde fiziksel ve ekonomik olarak artık kalamayacak duruma düşen yaşlılar alıştıkları yerleri terk etmek zorunda kalırlar. Ayrıca eski ev ve mahallelerin yıkılıp yeni mekanlar yaratılması bu göçü zorunlu kılar. Bu değişikliklerden en çok yaşlı kuşaklar etkilenir ve alışkın oldukları yerlerden ayrılmanın hüznünü yaşarlar. Bu ayrılık, toplumdaki rolleri, faaliyetleri ve sosyal çevreyi kaybetme, ilişkinin kopması ve katılımın azalması demektir(Koşar,1996:6-10).

Sonuç olarak yaşlılık dönemi ile ilgili yaşanan sorunlar Goodstein’in belirttiği sosyal, psikolojik ve biyolojik odaklı sorunlardan ibaret olmayıp, ekonomik, lojistik ve barınma gibi çoğu zaman birbiri içine giren etkileşimli diğer sorunları da içermektedir.

2.ARAŞTIRMANIN PROBLEMİ

Buraya kadar konu edilen güçlük ve sorunlar sosyal politikalar ve yasal uygulamalarla önlenebilir veya hafifletilebilir ve bu şekilde yaşlıya daha uygun yaşam koşulları sağlanabilir. Toplumlar, tüm bu karmaşada yaşlıların ihtiyaçlarının artık toplumsal destek programları, hizmet ve yardımları olmaksızın yalnızca aileleri tarafından karşılanamayacağını anlamışlardır.

Toplumun, yaşlılara etkin ve kalıcı çözümler sunabilmesi, bu alanda yapılan mevcut durumu belirtir çok yönlü bilimsel araştırmalara bağlıdır. Sunulacak hizmetin nitelik, kapsam ve niceliği, o sorun alanı ile ilgili olarak elde edilen bilgi birikimi ile orantılıdır. Hizmet sunulacak kitle hakkında ne kadar çok bilgiye sahip olunursa, elde bulunan imkanlar dahilinde o kadar etkin müdahalelerde bulunulabilir.

Bu araştırmanın, yerel kapsamda yaşlılara sunulacak hizmetleri etkilemek amacıyla ilimizde bulunan yaşlı nüfus hakkındaki çok yönlü bilgi birikimi gereksinimini gidereceği düşünülmektedir.     

3.ARAŞTIRMANIN AMACI

Bu araştırmanın amacı, Sivas ili merkezinde ikamet etmekte olan ve merkezde bulunan toplam 11 sağlık ocağında kayıtları bulunan 60 yaş ve üzeri kişilerin; demografik, sosyal, ekonomik, sağlık ve psikolojik açılardan mevcut durumları hakkında çok yönlü bilgi birikimi sağlamakla birlikte, elde edilecek bulguların birbirleri ile ilişkilerini ortaya çıkarmaktır.

Bu temel amaç çerçevesinde şu sorulara yanıt aranmaktadır:

İlimiz merkezinde ikamet etmekte olan yaşlıların;

1.       Mevcut demografik durumları açısından(cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu) nasıl bir dağılım arz etmektedir?

2.       Ekonomik açıdan(herhangi bir işte geçici veya sürekli çalışma, aylık gelir, sosyal güvenlik ve barındıkları evin sahiplik durumu) ne durumdadırlar?

3.       Sosyal açıdan (kimlerle birlikte yaşadıkları, birlikte yaşadığı kişilerle ilişkileri, hastalandıklarında en çok ilgi ve bakımı kimden gördükleri, arkadaş/arkadaşları olma durumu ve olanların ilişkilerinin niteliği, boş zamanlarda neler yaptıkları, gençlere ve topluma karşı düşünce ve beklentileri) ne durumdadırlar?

4.       Sağlık durumları(fiziksel veya zihinsel bir özre sahip olma, sağlık hizmetlerinden yararlanma konusundaki bilgi düzeyleri, muayene sonrası doktor tarafından bilgilendirilme durumu, son 5 yıl içerisinde yatarak tedavi görme durumları ve sayısı, herhangi bir/birkaç kronik rahatsızlığı olma durumu, sürekli kullanması gereken ilaçları olma durumu, sağlık hizmetlerinden memnuniyet ve şikayet durumları) nasıldır?

5.       Geçmiş yaşam deneyimleri hakkındaki genel yorumları ve geleceğe yönelik umut düzeyleri nasıldır?

6.      Cinsiyete göre değişik yaş gruplarının dağılımı, eğitim düzeyleri, sağlık durumları, sosyal ilişkileri ve geçmişle ilgili değerlendirmeleri arasında farklılaşma var mıdır?

7.      Değişik yaş gruplarına göre, sağlık durumları ve sosyal ilişkileri farklılaşmakta mıdır?

8.      Medeni durumlarına göre, birlikte yaşadığı kişilerle ilişkilerin, geçmiş ve gelecekle ilgili duygu ve düşünceleri farklılaşmakta mıdır?

9.      Eğitim durumlarına göre, sağlık hizmetleri konusundaki bilgi düzeyleri farklılaşmakta mıdır?

10.   Sosyal güvenlik kurumuna göre sağlık hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri farklılaşmakta mıdır?

11.   Sosyal güvenlik durumlarına göre, muayene sonrası doktor tarafından gerekli bilgilendirilmenin yapılıp yapılmaması farklılaşmakta mıdır?

12.   İkamet ettiği yerin kime ait olduğu durumuna göre, birlikte yaşadığı kişilerle ilişkileri farklılaşmakta mıdır?

13.   Birlikte yaşadığı kişilerle ilişki düzeyine göre arkadaşı olup olmadığı ve arkadaşı olanların arkadaşları ile ilişkilerinin niteliği ve gençlerin tutum ve davranışlarından memnuniyet düzeyi farklılaşmakta mıdır?

14.   Yaşlıların arkadaşı olup olmama durumuna göre boş zaman faaliyeti bulunma durumları farklılaşmakta mıdır?

15.   Arkadaş ilişkilerinin niteliğine göre gençlerin tutum ve davranışlarından memnuniyet düzeyi farklılaşmakta mıdır?

4.ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ

1.       Araştırma sonuçları, sorun alanına ilişkin literatüre katkıda bulunularak bu konu ile ilgilenen kişilerin sorun üzerinde odaklaşmalarına ve tartışmalarına olanak sağlayacaktır.

2.       Araştırma sonuçları bu alanda hizmet vermekte olan özel ve kamu kuruluşlarını etkileyerek toplumda aktif olarak yaşlanabilen  ve kendi kendine yeten yaşlı bireylerin artmasını  yaşlıların beden ve ruh sağlığını iyileştirerek sosyal şartlarının geliştirilmesini sağlamak.

3.       Sağlıklı yaşlanma ve yaşlı sağlığı sorunlarını kamuoyunun gündemine getirerek, yaşlıların sosyal ve sağlık hizmetleri konusundaki ihtiyaçlarına dikkat çekmek ve bu suretle hizmete talep yaratmak.

4.       Sağlık personelinin konuya dikkatlerini çekmek hizmet sunumunu güçlendirmek ve kaliteyi artırmak.

5.       Topluma ve yaşlı nüfusa verilecek eğitimler ve danışmanlık hizmetleri, periyodik sağlık hizmetleri, erken tanı, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri ve evde bakım hizmetlerinin sunumu yoluyla yaşlılık dönemi hastalık ve sakatlıklarının azaltması ve  kronik hastalıklara bağlı komplikasyonları önleyerek yaşam süresinin  artırmasını sağlamak.

5.VARSAYIMLAR

1.       Sanayileşme ile birlikte aile yapısında gözlenen değişimler, yaşlının toplumsal rolünü olumsuz yönde etkilemiştir.

2.       İlerleyen yaş ile birlikte organizmada gerçekleşen değişimler fiziksel, psikolojik ve sosyal alanlarda yaşanan sorunların artmasına neden olmaktadır.

3.       Yaşlılıktan kaynaklanan sorunların nitelik ve niceliği, toplumdan topluma ve kişiden kişiye göre farklılaşır.

6.SINIRLILIKLAR

1.       Bu araştırma, Sivas ili merkezinde ikamet eden ve il merkezinde, değişik mahallelerde teşkilatlanmış 11 sağlık ocağında kayıtları bulunan 60 yaş ve üzeri yaşlılarla sınırlıdır.

2.       Araştırmaya katılan yaşlılar; Sivas ili merkezinde bulunan tüm sağlık ocaklarında görevli sağlık personelinden, anketi uygulamakla görevli olanların ulaştığı ve anket yapabilecek düzeyde iletişim kurabildiği yaşlılardan oluşmaktadır.

3.       Anket sorularına verilen cevapların niteliği, anketörün iletişim kurma becerisi ve anket uygulanan yaşlının soruları algılama düzeyi ile sınırlıdır.

7.TANIMLAR

Yaşlılık: Yaşlılık, zaman faktörüne bağlı olarak kişinin değişen çevreye uyum sağlama gücü ile organizmanın iç ve dış etmenler arasında denge sağlama potansiyelinin azalmasıdır. (4. Uls.Sos.Hiz. Konf. 1995: 231.).

Kronolojik Yaşlılık: Neugarten

yaşlılığı kronolojik olarak üç bölüme ayırmıştır: Genç yaşlı (65-74), orta yaşlı (75-84), ve yaşlı yaşlı (85-90) (Koşar,1996:4.).                         

Biyolojik Yaşlılık: Yaşlanmaya bağlı olarak insan vücudunun yapı ve fonksiyonlarında meydana gelen değişikliklerdir. (Sağlık Bakanlığı: 2002:1.).

Fizyolojik Yaşlılık: Biyolojik yaşlılığa bağlı olarak ortaya çıkan kişisel ve davranışsal değişikliklerdir. (Sağlık Bakanlığı: 2002:1.).

Duygusal Yaşlılık: Kişinin kendini yaşlı hissetmesin bağlı olarak yaşam görüşü ve yaşam şeklinin değişmesidir. (Sağlık Bakanlığı: 2002:1.).

Fonksiyonel Yaşlılık: Aynı yaşta olan bireylerle karşılaştırıldığında toplum içinde fonksiyonlarının devam ettirilememesi. (Sağlık Bakanlığı: 2002:1.).

B.YÖNTEM

1.ARAŞTIRMANIN TÜRÜ

Bu araştırma kesitsel tipte bir araştırmadır. Kesit alma yaklaşımında gelişim, çeşitli gelişmişlik evrelerini temsil ettiği kabul edilen, birbirinden ayrı gruplar üzerinde ve bir anda (an’sal olarak) yapılacak gözlemlerle belirlenmeye çalışılır(Karasar, 1994:80).

2.ARAŞTIRMANIN EVREN VE ÖRNEKLEMİ

Sivas il merkezinde ikamet etmekte olan 60 yaş ve üzeri toplam 22.645 kişi bu araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Çalışma kapsamına bu sayıdan basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 15.000 kişi alınmıştır. Bu sayıdan ise, il merkezinde bulunan sağlık ocakları ile girilen işbirliği sonucu 1544(%10.30)’üne ulaşılmıştır.

3.VERİLERİN TOPLANMASI

Verilerin toplanmasında yüzyüze anket yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak kullanılan görüşme formunun hazırlanmasında soruların kolay cevaplanır ve anlaşılır olmasına özen gösterilmiştir.

Görüşme formu çoktan seçmeli, açık ve kapalı uçlu sorular şeklinde düzenlenmiştir(Ek-1). Görüşme formu, yaşlıların demografik özellikleri, sosyal ilişkileri, ekonomik durumları, sağlık ve duygusal durumları olmak üzere beş grup sorudan oluşmaktadır. Görüşme formunda toplam 29 soru bulunmaktadır. Bu sorulardan ikisi (11 ve 14. sorular), 5 seçenekli Likert ölçeğine göre düzenlenmiştir. Elde edilen bilgiler değerlendirilmek amacıyla kodlandırılmıştır.

Veri toplama süreci, Sağlık Bakanlığının 24.07.2002 tarih ve 6886 Sayılı emri ile  illere dağıtılan ve 15.08.2002 tarihinde 13-120 sayı numarası ile Sosyal Servise ulaştırılan resmi yazısına istinaden Sivas İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Ocakları Şube Müdürlüğü ile girilen işbirliği ve görüşmeler neticesinde 05.09.2002 ve 20.09.2002 tarihleri arasında gerçekleşmiştir.

Uygulama öncesi görüşme formu ön denemesi ve anketörler için gerekli açıklamalar yapılmıştır. Görüşme formunun uygulanması ortalama 5 dakikalık süreyi kapsamaktadır.

4.VERİLERİN ÇÖZÜMÜ VE YORUMU

Sivas il merkezinde ikamet eden ve 60 yaş ve üzerinde bulunan yaşlılarla yapılan anket görüşmeleri sonucunda toplanan veriler kodlandıktan sonra bilgisayar ortamında SPSS 10.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sivas İletişim Merkezi tarafından analiz edilmiştir. Veri analizinde frekans alma ve ki-kare testi kullanılmıştır.

5.SÜRE VE OLANAKLAR

Veri toplama aşamasında İl Sağlık Müdürlüğü araç ve personelinden, verilerin analiz ve çözümlenmesi aşamasında ise İletişim Merkezi bilgi işlem ve teknik imkanlarından yararlanılmıştır.

C.BULGULAR VE YORUM

Bulgular ve yorum bölümünde Sivas İl Merkezinde ikamet etmekte olan 60 yaş üzeri yaşlıların demografik, ekonomik, sosyal, sağlık ve duygusal durum ve özelliklerine ait bulguların yer aldığı marjinal tablolarla birlikte, bu durumlara ait bulgular arasındaki ilişkileri içeren çapraz tablo ve yorumlar yer almaktadır.

D. SONUÇ

Araştırmanın genel amacı, Sivas merkezinde ikamet etmekte olan 60 yaş üzeri yaşlıların demografik, ekonomik, sosyal, sağlık ve psikolojik durumlarının ortaya konmasıdır.

Araştırmada, yaşlıların mevcut durumlarını tespit etmekle birlikte, bu durumlar arası farklılaşmalara da yer verilerek elde edilen veriler daha açıklayıcı ve yoruma açık hale getirilmiştir. Elde edilen belirli niteliklere ait veriler, sadece yalın şekliyle ele alınmakla kalmamış(örn;cinsiyet), bu niteliklerin birbirlerine göre(örn;cinsiyet-yaş) ne ifade ettikleri ve ne ölçüde anlamlı farklılıklar içerdikleri de irdelenmiştir. Ortaya çıkan kimi bulgulara, veriler arası farklılaşmanın anlamlılık düzeylerine göre yorumlar eklenmiştir.

1. YAŞLILARIN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİNE İLİŞKİN SONUÇLAR

Sivas il merkezinde ikamet etmekte olan yaşlıların cinsiyete, yaşa, medeni durumuna ve eğitim durumlarına ait elde edilen bulgular ışığında mevcut durumları şu şekildedir:

Araştırmaya katılan yaşlılar cinsiyet dağılımları açısından az da olsa farklılık göstermektedir. Araştırma kapsamındaki yaşlıların yarıdan çoğu kadın(%52.8), %47.2’si ise erkektir.

Yaşlıların yaş gruplarına göre dağılımında 75 yaş üzeri gruba kadar önemli bir farklılaşma göze çarpmamaktadır. Şöyle ki; 60-64(%20.5), 65-69(%36.5) ve 70-74(%27.3) yaş grupları 1/5’lik dilimi aşarken, daha ileri yaş grup basamağı olan 75-79’da oran %9.7’ye; 80 ve üzerinde ise %6’ya gerilemektedir. Dağılımı ortalama ömür beklentisi açısından incelediğimizde 65-69 yaş grubundan itibaren oranların düşmesi normal karşılanabilir, ancak 60-64 yaş grubu oranının yakın üst yaş gruplarına göre daha az olması düşündürücüdür. Genel dağılım içerisinde en yüksek orana sahip olan 65-69 yaş grubu için Meyer (1986:4), “Erken Yaşlılık” kavramını kullanmıştır.

Yaşlıların medeni durumlarına göre dağılımı çok farklılık göstermektedir. Yaşlıların yarıdan fazlası(%55.8) evli ve eşi ile birlikte yaşamaktadır. Orana göre bunu %38.1 ile eşi ölmüş olan yaşlılar takip etmektedir. Hiç evlenmemiş yaşlıların oranı(%4.9), boşanmış olan(%0.6) ve evli olup ayrı yaşayanlardan(%0.5) daha fazladır.

Araştırmaya katılan yaşlıların eğitim durumlarına göre dağılımları da farklılık göstermektedir. Eğitim düzeyi yükseldikçe oranlar belirgin biçimde düşmektedir. Yaşlıların yarıdan fazlası(%52.3) okuma yazma dahi bilmemektedir. Bunu %24’le okur-yazar düzeyinde olanlar izlemektedir. Okul ortamı görüp diploma sahibi olan yaşlıların oranı(%23.7), okuma yazma bilmeyen ve okur-yazar düzeyde olanlardan daha azdır(ilkokul 18.9, ortaokul %2.4, lise %1.9, yüksekokul 0.5). 

2. YAŞLILARIN EKONOMİK ÖZELLİKLERİNE İLİŞKİN SONUÇLAR

Sivas il merkezinde ikamet etmekte olan yaşlıların herhangi bir işte çalışma, aylık gelir, sosyal güvenlik ve ikamet ettikleri yerin aitlik durumlarına ilişkin elde edilen bulgular ışığında mevcut durumları şu şekildedir:

Araştırmaya katılan yaşlılara “Şu an halen herhangi bir gelir getirici işte çalışıp çalışmadıkları” sorulmuş ve tamamına yakını(%94.2) hiçbir işte çalışmadıklarını belirtmiştir. %4.1’i sürekli çalıştıklarını, %1.7’si ise düzensiz çalıştıklarını söylemiştir.

Ekonomik durumlarına gelince, yaşlıların genelinin(%86.2) aylık gelir düzeyi, 300 milyonun altındadır(100 milyonun altında %22.5, 101-200 milyon arası %35.4, 201-300 milyon %28.3). aylık gelir düzeyi 300 milyonu aşan yaşlıların oranı ise sadece %6.2’dir(301-400 milyon %4.3, 401 milyon ve üzeri %1.9). ekonomik gelirle ilgili bu soruyu yanıt vermeyen yaşlılar ise (%7.6) muhtemelen nakdi anlamda hiçbir gelire sahip olmayanlardır.

Yaşlıların sosyal güvenlik durumları açısından dağılımına bakılacak olursa, yarıya yakının(%46) Sosyal Sigortalar Kurumuna(S.S.K) bağlı oldukları görülür. Bunu sırayla Bağ-Kur (%17.3), Emekli Sandığı (%16.6), Yeşilkart (%9.5 ve 2022 Sayılı Yasadan yararlananlar(%5.8) izlemektedir. Yaşlıların %4.7’sinin hiçbir sosyal güvencesi yoktur.

Araştırmaya katılan yaşlılara barınmakta oldukları evin kime ait olduğu sorulmuş ve yarıdan çoğunun(%68.9) kendine ait evde kaldıkları bulunmuştur. Bunu sırayla çocuklarının evinde (%19.8) kalanlar ve yakınlarının evinde kalanlar izlemektedir(%3). Yaşlıların %7.2’si kirada kaldığını belirtirken,  %7’si belediye huzurevi ve sosyal konutlarında barındıklarını söylemiştir. %0.4’ü ise bu soruya yanıt vermemiştir.

3. YAŞLILARIN SOSYAL DURUMLARINA İLİŞKİN SONUÇLAR

Sivas il merkezinde ikamet etmekte olan yaşlıların kimlerle birlikte yaşadıklarına, birlikte yaşadıkları kişilerle ilişkilerine, hastalandıklarında en çok ilgi ve bakımı kim/kimlerden gördüklerine, arkadaşı olup olmadığına, arkadaşı olanların arkadaşları ile ilişkilerinin niteliğine, boş zamanlarında neler yaptığına, günümüz gençliğinin ve toplumun yaşlılara karşı tutum ve davranışlarından memnun olma durumlarına ilişkin elde edilen bulgular ışığında mevcut durumları şu şekildedir:

Araştırmaya katılan yaşlıların çoğu(%83.5) birinci derecede yakınları ile birlikte kalmaktadır. Bu grup içerisinde en yüksek oran eşi ile birlikte kalan yaşlılara aittir%34.5). Bunu orana göre sırayla eşi ve çocukları ile(%26.6) ve sadece çocukları ile kalanlar(%22.4) izlemektedir. Yaşlıların 13.4’ü yalnız yaşadığını belirtirken, %2.3’ü ise gelin ve torunları ile birlikte yaşadıklarını söylemiştir. %0.8’i bu soruya yanıt vermemiştir.

Yaşlılara birlikte yaşadıkları kişilerle ilişkilerinin nasıl olduğu sorulmuş ve “Çok iyi / İyi / Ne iyi ne kötü / Kötü / Çok Kötü” şeklinde gruplandırılan ilişki düzeylerinden birini seçmeleri istenmiştir. Alınan sonuçlar ilişki yönünü daha net tespit etmek için iyi / normal ve kötü şeklinde sınıflandırılmıştır. Buna göre araştırmaya katılan yaşlıların geneli (%75.1) ilişki düzeyini “İyi” olarak tanımlamıştır. %17.5’i “Normal(ne iyi ne kötü)” şeklinde tanımlarken, %3.6’sı ise ilişkilerinin “Kötü” olduğunu söylemiştir. %3.8’i ise bu soruyu yanıtsız bırakmıştır.

Yaşlılara hastalandıklarında en çok ilgi ve bakımı kim ya da kimlerden gördükleri sorulmuş ve genelinin(%88.4) birinci derecede yakınları olan eşi(%44) ve çocuklarından(%44.4) ilgi ve bakım gördükleri bulunmuştur. Bunu sırayla komşularından(%4.1), akrabalarından(%3.6) ve arkadaşlarından(%0.8) ilgi ve bakım görenler izlemektedir. %2’lik “Diğer” seçeneğini tercih eden yaşlılar ise torunlarından(13) ilgi gördüklerini ve hiçkimseden(8) ilgi görmediklerini belirtmiştir.

Araştırmaya katılan yaşlıların çoğunun(%76.6) arkadaş ya da arkadaşları vardır. Arkadaşı olanlara arkadaşları ile ilişkilerinin genelde nasıl olduğu sorulmuş ve alınan cevaplar iyi / Normal ve Kötü şeklinde sınıflanmıştır. Buna göre yaşlıların çoğu arkadaş ilişkisinin “iyi” olduğunu(%85.4) belirtmiştir. Kalan %14.5’i “normal”, %1’i “kötü” olduğunu söylemiştir.

Yaşlılara boş zamanlarında herhangi bir işle uğraşıp uğraşmadıkları sorulmuş ve genelinin (%71.9) herhangi bir işle uğraştıkları bulunmuştur. Anket formunda neler yaptıkları sorulmuş ve sayıya göre şu cevaplar alınmıştır; yürüyüş yaparım (225), elişi yaparım (187), ibadet ederim (164), bahçe işleriyle uğraşırım (96), dinlenirim- uyurum (61), çalışıyorum (47), kitap-gazete okurum (47), sohbet ederim (35), hayvan bakıyorum(16) ve çay ocağı veya kahvehaneye giderim (11). Yaşlıların 1/5’i boş zamanında hiçbir işle uğraşmadığını(%20.2) belirtirken, %7.9’u bu soruya cevap vermemiştir.

Yaşlıların çoğu günümüz gençliğinin yaşlılara karşı tutum ve davranışlarından memnundur(%74.3). %21.8’lik memnun olmayan kesime, şikayetlerinin neler olduğu sorulmuş ve tercih edilen sayıya göre şu cevaplar alınmıştır; saygısız ve sorumsuzlar(178), ilgisizler(82), örf, adet ve görgü kurallarına uymuyorlar(29) ve tembeller(17). %3.9’u ise bu soruya yanıt vermemiştir.

Aynı şekilde yaşlıların çoğu toplumun da kendilerine karşı tutum ve davranışlarından memnundur(%75.8). Memnun olmayan %22.2 orandaki yaşlıya, toplumdan beklentilerinin neler olduğu sorulmuş ve sayıya göre şu yanıtlar alınmıştır; İlgi, saygı ve sevgi göstermeleri(342), iyiliksever, insanlıklı, dürüst ve yardımlaşmaya önem veren bir toplum(95), çalışkan, ekonomik durumu iyi, güler yüzlü ve huzurlu bir toplum(61). Yaşlılardan 1.9’u bu soruya yanıt vermemiştir.

4. YAŞLILARIN SAĞLIK DURUMLARINA İLİŞKİN SONUÇLAR

Sivas il merkezinde ikamet etmekte olan yaşlıların fiziksel veya zihinsel özrü olup olmama durumlarına, sağlık hizmetlerinden yararlanma konusundaki bilgi düzeylerine, muayene sonrası teşhis ve tedavisi konularında doktor tarafından bilgilendirilme durumuna, son 5 yıl içerisinde yataklı tedavi görme durumuna, kronik bir hastalığa sahip olma durumuna, sürekli kullanması gerektiği ilaçlar olup olmama ve sağlık hizmetlerinden memnun ve memnun olmama durumlarına göre dağılımına ilişkin bulgular ışığında mevcut durumları şu şekildedir:

Araştırmaya katılan yaşlıların genelinde(%92.9) fiziksel veya zihinsel herhangi bir özür(engelli olma)  durumu bulunmamaktadır. Araştırmada, fiziksel veya zihinsel özre sahip olduğunu belirten %7.1 oranındaki yaşlıya özrünü tanımlamasına yönelik ek bir soru yöneltilmemiştir. Bu nedenle araştırmada, özürlü olanların fiziksel mi yoksa zihinsel(duygusal, ruhsal) mi özrü olduğunun cevabı yoktur.

Yaşlıların sağlık hizmetlerinden yararlanabilme konusundaki bilgi yeterliliğini ölçmek amacıyla “Hastalandığınızda nerelere başvurup, muayene ve/veya yatış işlemlerini nasıl yaptıracağınızı ve ilaçlarınızı nasıl temin edeceklerinizi tam olarak biliyor musunuz?” şeklinde soru yöneltilmiş ve yaşlıların çoğunun(%80.1) bu konuda bilgili olduğu bulunmuştur. Kalan 1/5e yakın oranı ise bu konuda tam bir bilgi sahibi olmadıklarını belirtmiştir.

Araştırmaya göre, yaşlıların %79.3’ü, muayene sonrasında hastalığı ve kullanacağı ilaçlar hakkında doktor tarafından bilgilendirilmektedir. %20.2’si ise bu konularda doktor tarafından bilgilendirilmediklerini belirtmiştir.

Araştırmaya katılan yaşlıların yarıdan fazlası(%56.2) son 5 yıl içerisinde yataklı bir tedavi kurumunda, yatarak tedavi görmüştür. Bu oran içerisinde en yüksek dağılım son 5 yılda bir defa(%23.8) ve iki defa(%26.2) yatanlara aittir. Yaşlıların %42.9’u ise bu süre içinde hiç yatarak tedavi görmemiştir.

Yaşlıların yarıdan fazlasının(%57.5) kronik nitelikte bir hastalığı vardır. Bu oran içerisinde birden çok kronik hastalığa sahip yaşlıların oranı ise %10.9’dur. Hastalıklara göre oranlar şu şekildedir: Tansiyon %15.6, Şeker %12.6, Kalp %7.8, Astım %2.2, Romatizma %2.1 ve Kronik Böbrek Rahatsızlıkları %0.8. Birden çok kronik rahatsızlığı olan yaşlılar içerisinde en yüksek oran şeker ve tansiyon hastalıklarının birlikte görülmesidir. Bunu 1.9’la kalp ve tansiyon hastalıklarının birlikte görülmesi izlemektedir. Yaşlıların %40.7’si ise hiçbir kronik nitelikte hastalığı olmadığını belirtmiştir.

Araştırmaya katılan yaşlılara sürekli kullanmaları gereken ilaçları olup olmadığı sorulmuş ve yarısının(%50.3) sürekli olarak ilaç kullanmaları gerektiği bulunmuştur.

Yaşlıların çoğu kendilerine sunulan sağlık hizmetlerinden memnun(%74.8) olduklarını belirtirken, %24’ü ise memnun değildir.

5. YAŞLILARIN GEÇMİŞE VE GELECEĞE YÖNELİK DUYGUSAL DEĞERLENDİRMELERİNE İLİŞKİN SONUÇLAR

Sivas il merkezinde ikamet etmekte olan yaşlıların gelecekten beklenti ve geçmişe yönelik değerlendirme düzeylerine ilişkin bulgular ışığında mevcut durumları şu şekildedir:

Yaşlıların yarıdan çoğunun geçmişi düşündüklerindeki duygu durum düzeyleri olumlu yöndedir(%52.9). %19.3’ü geçmiş yaşamı düşündüğünde olumlu ya da olumsuz hiçbir duygu ya da düşünceye sahip olmadığını belirtirken, %27.1’inin geçmiş yaşamı değerlendirme düzeyleri olumsuz yöndedir.

Araştırmaya katılan yaşlıların gelecekten umutlu olma düzeyleri birbirine yakın değerler arz etmektedir. Yaşlıların %38.7’si gelecekten umutlu olduklarını belirtirken, %34.4’ü umutsuzdur. 1/5’inden fazlasının ise geleceği değerlendirme konusunda kararsız oldukları bulunmuştur.

6. DAĞILIMLAR ARASI FARKLILAŞMALARA İLİŞKİN SONUÇLAR

Araştırmada, yaşlıların cinsiyetlerine göre değişik yaş basamaklarındaki dağılımlarında anlamlı bir farklılaşmadığı bulunmamıştır. Bu durumda farklı yaş gruplarına göre dağılımda cinsiyetin önemli bir etkisi olmadığı söylenebilir.

Sivas merkezinde ikamet eden yaşlıların, cinsiyetlerine göre eğitim düzeyleri oldukça anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Kadın ve erkeklerde çok önemli ölçüde eğitim düzeyi farklılığı bulunmuştur. Erkeklerde okur-yazar düzeyde olanlar kadınlara oranla 2 kat daha fazla iken, lise mezunları basamağında bu fark 4 kata kadar çıkmaktadır.

Eğitim düzeyleri yaş gruplarına göre incelendiğinde önemli farklılıklara rastlanmıştır. Yaş ilerledikçe okur-yazar olmayanların oranı artmaktadır. 75 ve daha büyük yaş gruplarında ortaokul üzeri eğitim düzeyine mensup yaşlı oranı %1 ve altına düşmektedir. Bu yaş grubunda hiç yüksekokul mezunu bulunmamaktadır.

Cinsiyete göre önemli ölçüde farklılaşan diğer bir konu ise, sağlık hizmetlerinden yararlanma konusundaki bilgi düzeyleridir. Hastalanıldığında nerelere nasıl başvurup muayene olunacağı ve  sonrasında ilaçların nasıl temin edileceği konusunda erkekler, kadınlardan daha fazla bilgili bulunmuştur.

Sağlık hizmetleri konusundaki bilgi düzeyi değişik yaş gruplarına göre de farklılaşmaktadır. En alt yaş grubu olan 60’tan, en üst grup olan 80 ve üzerine doğru çıkıldıkça sağlık hizmetlerinden yararlanma konusundaki bilgi düzeyi düşmektedir.

Sağlık hizmetlerinden yararlanma konusundaki bilgi düzeyini önemli ölçüde etkileyen diğer bir faktör de yaşlıların eğitim düzeyleridir. Eğitim düzeyi düştükçe, hastalandığında nerelere başvurup nasıl muayene olacağı ve ilaçlarını ne şekilde temin edeceğini bilenlerin sayısı azalmaktayken, eğitim düzeyi yükseldikçe artmaktadır. Yaşlıların sağlık hizmetlerinden yararlanma düzeyleri, eğitim düzeylerine göre farklılaşmaktadır.      

Hem kadın, hem de erkek yaşlılarda arkadaşı olanların oranı, olmayanlara göre yüksektir. Fakat erkeklerde bu oran daha yüksek bulunmuştur. Buna göre arkadaşı olma durumunun kadın ve erkeklerde farklılaştığını söyleyebiliriz.

Arkadaşı olma durumu değişik yaş gruplarına göre de farklılaşmaktadır. Yaş ilerledikçe arkadaşı olan yaşlı sayısı azalmaktadır. İlerleyen yaş ile birlikte akran ve arkadaşların ölmesi, yaşlıların giderek daha çok yalnızlaşmasına yol açmaktadır. İlerleyen yaşın arkadaşı olma konusunda önemli ölçüde etkisi olduğu söylenebilir.

Yaşlılarda arkadaşı olma durumu, birlikte yaşadıkları kişilerle ilişkilerine göre de önemli ölçüde farklılaşmaktadır. Arkadaşı olanlar içerisinde en yüksek orana sahip olan yaşlılar, birlikte yaşadıkları kişilerle ilişkileri iyi olan yaşlılardır.

Arkadaşı olan yaşlıların arkadaşları ile ilişki düzeyleri, birlikte yaşadıkları kişilerle ilişki düzeylerine göre oldukça farklılaşmaktadır. arkadaşları ile ilişkisi iyi olan yaşlıların en yüksek oranda birlikte kaldıkları kişilerle ilişkileri de iyidir.

Yaşlıların çoğu boş zamanlarında herhangi bir faaliyetle uğraşmaktadır. Yaşlıların boş zamanlarında herhangi bir faaliyetle uğraşma durumları, arkadaşı olma durumlarına göre farklılaşmaktadır. Boş zaman faaliyeti bulunan yaşlılar en yüksek oranda arkadaşı olan yaşlılardır.

Araştırmaya katılan yaşlıların geneli, gençlerin kendilerine karşı tutum ve davranışlarından memnundur. Yaşlıların, günümüz gençliğinin tutum ve davranışlarından memnuniyet düzeyleri, birlikte yaşadıkları kişilerle ilişki düzeylerine göre farklılaşmaktadır. Birlikte yaşadığı kişilerle ilişki düzeyleri iyi olan yaşlılar, en yüksek oranda gençlerin kendilerine karşı tutum ve davranışlarından memnundur.

Yaşlıların birlikte yaşadıkları kişilerle ilişkileri, yaşadıkları evin kime ait olduğuna göre farklılaşmaktadır. Birlikte yaşadığı kişilerle ilişkileri iyi olan yaşlılar en yüksek düzeyde oturduğu ev kendisine ait olan yaşlılardır. İlişki düzeyi kötü olan yaşlılar içerisinde en yüksek oran ise yakınlarının evinde kalanlardır.  

Geçmiş yaşamı değerlendirme düzeyleri erkek ve kadınlarda önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Geçmiş yaşamı olumlu yönde değerlendirmede erkekler, kadınlardan daha fazladır. Kadınlar, geçmişi değerlendirme konusunda erkeklerden daha az olumlu düşünce içindedirler.

Yaşlılarda geçmiş yaşamı değerlendirme düzeyi, medeni durumdan da etkilenmektedir. Geçmiş yaşamı olumlu yönde değerlendirme, en yüksek oranla evli ve birlikte yaşayan yaşlılara aittir. Boşanmış ve eşinden ayrı yaşayan yaşlılar ise en yüksek oranda geçmiş yaşantısını olumsuz yönde değerlendirmektedir. Buna göre yaşlıların geçmiş yaşamı değerlendirme düzeyi medeni duruma göre farklılaşmaktadır.

Yaşlıların gelecekten umutlu olma düzeyleri de medeni durumlarına göre farklılaşmaktadır. gelecekten umutlu olanlar içerisinde en yüksek oran evli olan yaşlılara aitken; umutsuz olanlar içerisinde en yüksek oran ise evli olup eşinden ayrı yaşayan ve boşanmış olan yaşlılara aittir. Gelecekten umutlu veya umutsuz olma konusunda medeni durumun etkisi vardır. 

Araştırmaya katılan yaşlıların, son 5 yıl içerisinde yataklı bir tedavi kurumunda yatarak tedavi görme durumları farklı yaş gruplarına göre farklılaşmamaktadır. Buna göre yaş grupları ile yatarak tedavi görme durumu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı söylenebilir.

Yaşlıların sürekli kullanmaları gereken ilaçları olup olmaması durumu, değişik yaş gruplarına göre anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. En alt ve en üst yaş gruplarına doğru sürekli ilaç kullanımı  zorunluluğu artmaktadır. Bu durumda sürekli ilaç kullanımı ile yaş arasında anlamlı bir ilişki olduğu söylenebilir.  

Yaşlıların birlikte yaşadıkları kişilerle ilişki düzeylerinin, medeni durumlarına göre önemli ölçüde farklılaştığı bulunmuştur. İlişki düzeyinin iyiliği evli olanlarda en yüksek düzeyde iken boşanmış yaşlılarda en alt düzeydedir. Buna göre yaşlıların medeni durumları, kişiler arası ilişki düzeylerini önemli ölçüde etkilemektedir diyebiliriz.

Yaşlıların aylık gelirleri eğitim düzeylerine göre farklılıklar göstermektedir. Eğitim düzeyi yükseldikçe artan aylık gelir, eğitim düzeyi düştükçe aynı oranda azalmaktadır. Yaşlıların ekonomik durumları eğitim düzeylerinden etkilenmektedir diyebiliriz.

Araştırmaya katılan yaşlıların geneli kendilerine sunulan sağlık hizmetlerinden memnun olduklarını belirtmiştir. Yaşlıların, kendilerine sunulan sağlık hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri, ait oldukları sosyal güvenlik kuruluşuna göre önemli ölçüde farklılaşmaktadır. en yüksek memnuniyet düzeyi Emekli Sandığına mensup yaşlılara aitken, en memnuniyetsiz grup Yeşilkart sahibi yaşlılardır. Bu sonuca göre mensubu olunan sosyal güvenlik kuruluşunun, sağlık hizmetlerinden memnuniyeti etkilediğini söyleyebiliriz.

Yaşlıların çoğu muayene sonrası hastalığı ve ilaçlarının kullanımı konusunda gerekli bilgilendirilmelerin doktor tarafından kendilerine yapıldığını belirtmiştir. Bağlı olunan sosyal güvenlik kuruluşu, muayene sonrası doktor tarafından bilgilendirilme düzeyini de etkilemektedir. Muayene sonrası hastalığı ve kullanması gereken ilaçlar konusunda doktor tarafından bilgilendirildiğini belirten yaşlılar içerisinde en yüksek oran Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’a mensup yaşlılardır.

ÖNERİLER

Sosyal devlet ilkesinin gereği olarak, her geçen gün toplam nüfus içerisindeki oranı artmakta olan yaşlılara sunulacak sağlık ve sosyal hizmetlerin nitelik ve nicelik yönünden daha etkili ve yeterli bir hale getirilmesi sağlanmalıdır.

Sağlık alanında yaşlılara sunulacak hizmet kalitesinin artırılması için poliklinik ve servis hizmetleri sunan tüm sağlık personelinin, geriatri psikolojisi konusunda hizmet içi eğitim aşamasında seminer ve sunumlar yoluyla bilgilendirilmesi sağlanmalıdır.

Devlet hastanelerinde yaşlılara sunulan sağlık hizmetlerinin öncelikli ve aksatılmadan yürütülmesi için hastane Sosyal Servisi bünyesinde gerekli altyapı kurulduktan sonra “Yaşlı Danışma ve Koordinasyon” birimi oluşturulmalıdır.

2022 sayılı yasa ile 65 yaş üzeri yaşlılara sosyal güvenlik hizmeti ile birlikte sunulan ve 3 ayda bir verilen nakdi yardım miktarının ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak yeniden düzenlenmesi ve asgari yaşam standartları üzerinde tutulması gerekmektedir.

Yaşlılara götürülecek hizmetler konusunda etkinliğin sağlanabilmesi için, yaşlıların hizmet beklentilerinin tespit edileceği araştırmaların yapılmalı ve bunun sonuçlarına göre verilecek hizmetlerin yönlendirilmesi sağlanmalıdır.

Şu an, çoğu, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ile yerel yönetimlere bağlı olarak yürütülen kurum bakımı, evde bakım, yaşlı kulüpleri, yaşlı danışma, bakım ve rehabilitasyon merkezleri gibi hizmetlerin sayısının artırılması için özel sektörün bu hizmet birimlerine yönlenmesini sağlayacak destekleyici ve teşvik edici yasal düzenlemeler yapılmalıdır.   

KAYNAKÇA

İkibinli Yıllara Doğru Sosyal Devletin Gerçekleştirilmesinde Sosyal Hizmetlerin Yeri ve Önemi. “4.Ulusal Sosyal Hizmetler Konferansı”. Yaşlılık ve Sosyal Hizmetler Grup Raporu. Ankara: Volkan Matbacılık,1995.

KARASAR, Niyazi. Bilimsel Araştırma Yöntemi. Ankara:1994

KOŞAR, Nesrin.Sosyal Hizmetlerde Yaşlı Refahı Alanı. Ankara:Sosyal Hizmetler Y.,1996.

ONUR,Bekir. Gelişim Psikilojisi,Yetişkinlik, Yaşlılık, Ölüm. Ankara: V Yayınları,1991.

Sağlık Bakanlığı.Yaşlı Sağlığı Programı. 24.07.2002 Tarih ve 6886 Sayılı Yazısı. Ankara:2002.

–––––,Report, UNSR/ESA/22/1975

Devlet Planlama Teşkilatı Sosyal Planlama Genel Müdürlüğün tarafından Türkiye genelinde, örneklem alınarak toplam 18.210 hanede yapılan ve 1993 yılında tamamlanan “Türk Aile Yapısı” konulu araştırma 

 

 



Editörler




Google
 

 


 


KURUMSAL VE BİREYSEL İŞ İLANLARI

 


 

SOSYAL MEDYA




 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.