Sosyal Hizmet Uzmanları Web Sitesi
  

SOSYAL SİYASET

 

 Yazmak Vicdan Körlüğünü Aşmaktır.

Aziz ŞEKER /Site Yazarı
shuaziz@gmail.com 

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Kültür/Sanat
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji

Meslek Elamanı Arayan Kurumlar ve İş Arayan Meslek Elamanları


Sitemiz Yazarları

   İnsan üretimi olan hemen hemen her şey; ekipman, bilgi, teknolojik yenilik, idari mekanizmalar, şehirler, yeni maddi yaşam koşulları, toplumsal olanaklar, tıp ve sosyal hizmetlerdeki muazzam ilerlemeler insanlığı özgürleştirmedi. İnsanın belirlediği bu mekanik ve sosyal süreçler insanlığın değişimine olumsuz etki edecek şekilde kullanılıyor olmalı ki, yeryüzünde en acımasız adaletsizlikler sürüyor. Yüzyılımızda süren savaşlar bunun kanıtı.

İnsan yetkinleşmesi olanaklı ve düşünen tek canlı türü olarak, ne acı ki, 21. yüzyılda da kendi türünü yok etmenin kirli hesabını gönül rahatlılığıyla yapabiliyor. İşte bu nedenle uhrevileşen dostluk toplumsal sözleşmelerinin ötesinde durup düşünmek gerekiyor. İnsanlık nereye gidiyor?
Vicdansız bir insanın bir inanç sistemine bağlı olması ya da bir çakma kapsül yurttaş olarak kimi bencil dürtülere teslim olarak varlığını sürdürmesi, sürüleşmesinin yolunu kolaylaştırır. Sürüleşmek! Tarihin lağımında, çöpünde sürüleşmeyi, vicdansızlaşmayı arzulayan sözüm ona yaratıkların kemik yığınlarını görürüz. Şöyle kısık bir gözle, burun deliklerimizi parmaklarımızla mandal gibi sıkarak baktığımızda onlardan ölü kokusu yayıldığına tanık oluruz. Ölüm kokusu, insan gelişmesinin, yaratıcılığının önündeki en büyük engel…
Ölüm kokusuna, yabancılaşmaya karşı yaşama inanmak isteyen o günahkâr insanın bohemce arayışı bazen şiir bazen öyküye bazen de sanatın birçok farklı yüzüne konuk olabilmektedir.
Yazmak yaşamdır, insansızlığın ya da yakamızı tutan kirlerin ötesinde, yazmak belki de boyun eğmektir vicdan denen o acı duyguya…

Yazmak hayata bağlanmaktır çoğu zaman.
İnsan neden yazar? Soruyu daha özele indirgeyerek sorarsak şiirin yazılma nedeni nelerdir? Kuşkusuz bu soruya verilecek en akıllıca yanıt, duyguları ifade etmek içindir. İnsan bio-psiko-sosyal bir varlık olduğu için duygularını ifade edebilen bir canlıdır. Ancak şairin farkı burada beliriyor işte, şair duygularını imgeler yoluyla kurgulayıp, bir bütün halinde sunuyor. Duygularını ifade etmenin yanında zorunlu ve tarihsel bir görev yükleniyor. Hem de sosyal görev.
Doğa, aşk, kahramanlık, vatan sevgisi gibi sosyal olgular şairlerin imgeleminde ete kemiğe bürünüyor. Öte yandan bu noktada önemli olan, şairin kimliği, duruşu ve topluma verdiği mesajdır. Sözün özüne bakacak olursak şair olabilmek “vicdan ve sorumluluk” bilincine sahip olmaktan geçiyor. Yoksa ötesi bir avuç kelime kalabalığından başka da bir şey değildir. Onurlu bir kimlikle yazmak istiyorsak, öncelikle Proudhon ve Paulo’nun söylediği gibi, insanlık sorunları karşısında çözüm üretirken, mücadele ederken, ‘kendimizi kandırmaktan vazgeçmeli ve de zihnimizi sömürgelikten’ kurtarmalıyız.

Yerelde şiir yazmak zordur. Evrensel duyarlılığı yakalamış, toplumsal sorunların farkında olan, toplumsal gelişme ve değişmeyi algılayıp tartışabilmek yerelde şiir yazanlar için yanıt bekleyen sorunsalların başında gelmektedir. Bu nedenle şairin bir aydın sorumluluğu vardır.
Ne yazık ki yer yer şiirin lokalize olması, yereli aşamaması şiiri, “çakma şairler ve çakma imgeler” bataklığına sürüklemekten öteye de geçmiyor. Bu tipler, şiir tarihlerini hep öykünerek ve üstat bildikleri tarafından onaylanmak telaşıyla noktalarlar. Elbette yazılan şiiri ve şairini okuyucu ve zaman ancak adil yargılayabilir.

Her şiir yazan şair olmadığı gibi her şiir kitabı çıkaran da şair olamıyor. Bunun bir bedeli var, o da her şeyden önce dürüst ve onurlu bir insan olmaktan geçiyor. Bu unsurlar aydın olabilmenin yanısıra şair olabilmenin de koşulları arasında yer alıyor.
Yazmak vicdan körlüğünü aşmaktır. Yazar, sosyal vicdan sahibi, çağını yakalamış özgül bir insandır. Deryada, denizde damla da kalsa insan, yazmak özgürleşmektir. Yazmak, yaşamın birçok durağında yalnızlaşmayı göze almaktır, sevilmenin yanında nefret edilmektir. Bazen yalnızlık yazarın in’idir, bazen aydınlığıdır, yoksulluğudur, düşüşüdür.
Yazmak yalnızlığı aşmaktadır. Her şeyden öte yazmak gerçeğe ödünsüz bağlılıktır.
 
 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org