Sosyal Hizmet Uzmanları Web Sitesi
  

SOSYAL SORUNLAR

YOKSULLUK KISIR DÖNGÜSÜ
Cengiz BOZKURT
Sosyal Hizmet Uzmanı
c.bozkurt68@hotmail.com

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Kültür/Sanat
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji

Meslek Elamanı Arayan Kurumlar ve İş Arayan Meslek Elamanları


Sitemiz Yazarları

   
Yoksulluk insanın yaşamını sürdürmesi için gerekli temel ihtiyaçları yeme, içme, barınma, giyinme gibi temel gereksinimlerini karşılayacak bir gelire sahip olamama durumuna denilmektedir.
İlk bakışta yoksulluk bireysel bir sorunmuş gibi algılanmakla beraber günümüzde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ele aldığı ortak bir sorun haline gelmiştir. Yoksullukla bireysel mücadelede ülkelerin ortak strateji ve hedefler oluşturmak suretiyle, etkili mücadele yöntemleri geliştirme arayışları sürmektedir. Bugün dünyanın birçok bölgesinde savaş, doğal afet, dengesiz gelir dağılımı gibi sebeplere bağlı olarak yoksulluk olgusuyla karşı karşıya kalmış, yaşam mücadelesinde umutlarını yitirmiş, kendisine uzanacak mucizevi yardım elini bekleyen, umutsuz birçok insan bulunmaktadır.
 
Görsel ve yazılı basında her gün yoksulluk olgusuna bağlı olarak yaşanan sosyal sorunlarla karşılaşmak mümkündür. Yoksulluk neden sonuç denkleminde bireyin, ailenin toplumsallaşma sürecinde sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik olumsuz etkileri olmakla, birçok sosyal sorun oluşmasında en temel etken olarak etkisini göstermektedir.

Sanayileşme küreselleşme sürecine bağlı olarak bireylerin üretim ve tüketim alışkanlıklarında temel değişime, bağlı olarak iş gücü kayıplarının oluşması, kırsal kesim üretim modelleri yerine sanayi üretim modellerinin alması, sermaye birikimleri oluşturmakla, bu değişim hızına, yetişemeyen kesimlerim işlerini kaybetme riskleriyle beraber, tüketim alışkanlıklarında artan ihtiyaçları karşılama güçlükleri artmaya başlamıştır. Üretme bilgi ve kabiliyetini kaybeden nüfusun artışı fakirlik olgusunun toplumsal bir virüs olarak yayılmasını sağlamıştır.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Yayınladığı İnsani Gelişme Endeksi, ülkelerin gelişmişlik düzeyleriyle, ülke insanlarının yoksulluk olgusu ve buna bağlı gelişen sosyal sorunları yaşama sıklıklarının, ipuçlarını vermesi açısında önemli uluslararası bir çalışmadır.
En son olarak 2009 yılında yayımlanan Birleşmiş Milletler İnsani Gelişme Endeksine göre ülkemiz 182 ülke arasında 79. sırada yerini almıştır.
Gelişim insani basamakları olarak; çok yüksek insani gelişme, yüksek insani gelişme, orta insani gelişme ve düşük insani gelişme olarak sınıflandırılan endekste ülkemiz yüksel insani gelişme endeksinde bulunmaktadır.

Son yıllarda ekonomik kalkınma hızıyla birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeyi geride bırakarak, ekonomik büyümesini sağlayan ülkemiz, sosyal yardım ve sosyal hizmet modelleri vasıtasıyla bireylerin sosyal sorunlarıyla etkili mücadele etmek suretiyle sosyal hukuk devleti ilkesinin insanın bir temel hakkı olarak yerine getirmiştir.
İnsanı yüceltti devlet yücelsin anlayışının bir felsefi olgu olmasının ötesinde, sosyal politika oluşturmadaki temel dinamik olmuştur. Sosyal sorunlarla mücadele yöntemlerimizi bir politika çerçevesine oturtmadığımızda çözümlerdeki etkinlik ve sürekliliği sağlamamız daima bir risk altında bulunacaktır.

Yoksullukla mücadele strateji ve hedefler perspektifinde etkisine aldığı birey, aile ve toplumun tekrar aynı sorunla karşılaşmasını engellemek en öncelikli hedeflerimiz olmalıdır. Aksi takdirde yoksulluk kısır döngüsü dediğimiz sosyal olgu karşımıza çıkmaktadır.
Bu olgunun oluşum şekline göre yoksul bir aile ortamında büyümekte olan çocuklarda öz güven duygusu eksik gelişmektedir. Buna bağlı olarak kendisinde değersizlik duygusu geliştiren çocuğun; okul yaşamına etkilerinden dolayı, okul başarı düzeyinde düşmeye başlamaktadır. Başarı düzeyinde düşmekle beraber çocuk eğitimine devam etmemesi sorununu doğurmaktadır. Okulunu bırakarak evlendirilmesi düşüncesi hakim olamaya başlar.
Eğitimini yarıda bırakarak kalıcı bir meslek sahibi olmak için gerekli bilgi ve donanımdan yosun kalan birey, düzenli bir iş sahibi olma imkânlarından yoksun kalmaktadır. Eğitimine devam etmeyen bireyin evlenmesi neticesinde kurmuş olduğu yeni ailenin ekonomik sorunlara bağlı olarak yoksullukla karşılaşma olasılığı yüksek olacaktır. Yoksul bir ailede yeni yoksul bir aile daha ortaya çıkar.

Sonuç olarak yoksullukla etkili mücadelede bu kısır döngüyü kırıp pasivize edecek strateji ve hedefler koymak sosyal politikalar üretmek, projeler geliştirmek ve uygulamasını sağlamak, bireyin ailenin ve toplumun düştüğü bu kısır döngüden kurtulmasını sağlamış oluruz.
 

 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org