Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan hakları Bilgileri

 

 
 

Sitemizin Yazarları

Google
Web sosyalhizmetuzmani.org

 BİR YURTTAŞLIK HAKKI OLARAK SAĞLIK HİZMETİ ÜZERİNE…

                                  SHU.Aziz ŞEKER
                                   Sitemiz Yazarı

 

    Sağlıkta yaşanan yapısal sorunlar; halkın sağlık gereksinimi; fizyolojik, psikolojik, sosyal iyilik hali olarak içerikleştirilen sağlığın tanımına bir de “ekonomik” iyilik halinin eklenmesini zorunlu kılmıştır. Bunun yanı sıra yoksulluğun, gelir dağılımındaki adaletsizliğin günbegün arttığı Türkiye’de sağlık alanında yaşanmakta olan sorunlar önümüzdeki yıllarda da, reel bir sosyal devlet paradigması yaşama geçirilmedikçe yoğunlaşacak gibi görünmektedir.

Yakın bir geçmişte sağlık çalışanları ile hasta ve hasta yakınları karşı karşıyayken, şimdilerde çatışma halindeler. Performans puanlarının baş döndüren sarhoşluğu süre dursun, sağlık maliyetindeki artış, paket programının uygulanması, sağlıkta özelleştirme ve sürekli çoğalan hasta sayısıyla duyulan gurur perdeye akseden görüntünün bir süre sonra ne kadar da anlamsız olduğunu sergilemiştir.

Sağlık bir yaşam hakkıdır. Bu yaşam hakkına eğitimden, beslenmeden, konuttan, sosyal güvenlikten ve sosyal refahtan gidilerek ulaşılır. Yaşam hakkına gidilen yolda bu sözü edilen unsurlarla ulaşmada insanlar ciddi sosyal sorunlar yaşıyorsa; yurttaşlık için sağlıklı yaşam hakkı önce kendisini yanlışlıyor diyebiliriz. Buna ek olarak hastane kapılarında biriken ve iyileşemeyen, sağlık sisteminde ilaç tekellerinin istemlerine bağlı değişen ilaç bağımlısı geniş bir insan kitlesinin varlığını da unutmamak gerekiyor.

Yaşanan süreçte sağlık sisteminin önemli bir aktörü konumunda olan hasta, hastalıkla mücadelesinde sağlık sisteminden beklentilerinde, yurttaş olarak devletin, kendisine “eşitlik” temelinde sunması gereken zorunlu hizmetlere ulaşmada “şükür” dolayımına kaçmadan tepkilerini örgüleyebilmesi henüz aşılması gereken bir sorunsalken, tam karşısında daha çok küresel piyasanın ekonomik liberalizminin arzuladığı bir kazanç alanında vurdumduymazlığın nimetleriyle de büyüyen bir sağlık çalışanı camiasının ise sorunlarına duyarsız kalmayı şimdilik başarıyor olması, sağlık hizmetinde artık kırılması zorlaşan bir kısır döngüyü de su yüzüne çıkarmıştır.

İlaç yazan, sevk yapan sağlık memuru gibi söylemlerle “doktorluk” mesleğinin menteşeleriyle oynanmaya başlandığı bu dönemde; sağlık sisteminin işini layıkıyla yapabilmesi için temel yaşam olanaklarını yükselten sağlık ve sosyal hizmetlerin yurttaşlık vurgusuyla erişilebilen bir noktada olmasının yanında mesleğinin gereklerini, meslek kültürünün etik değerlerini benimseyerek yapmaya çaba sarf eden sağlık çalışanlarının sayısının çoğalması aslında sorunun çözümü için bizleri doğru kapıya götürebilir.

Türkiye’de ciddi sağlık sorunları yaşanmaktadır. Bu hem sağlık hizmetlerine ulaşmada hem de sosyo-ekonomik yaşam olanaklarından yararlanmada gözlemlenebilmektedir. Toplumsal eşitsizlikler dolayısıyla sağlığa yansılamalarını daha bir derinden hissettirmektedir. Toplumsal duyarlılığa ve dayanışmaya acilen gereksinim duyan sağlık alanı ancak kolektif bir çabayla sorunlarına çözüm arayarak girmiş olduğu belirsiz yoldan çıkarılabilir. Ticarileşen sağlık sistemi yerine sağlıkta eşitsizliklerin giderilmesi ve sağlık hizmetinin ücretsizlendirilmesi hedeflenerek sağlık hizmetinin insancıl bir yöne çekilmesi yaşadığımız şu yıllarda bir gereklilik olarak kabul edilmelidir.