Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

BABALARA GELDİK (YURT GÜNLÜĞÜ 10)  
SHU. İlyas Ali DAŞTAN
Yazarımızın yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
    dastanilyas@gmail.com  ulaştırabilirsiniz.

     Sevgili Güncem, senin kaç tane baban oldu diye sorsam ağzın bir karış açık kalır, gözlerin futbol topu kadar büyürdü herhalde! Sen de biliyorsun ki yurtlarda müdürlük yapanlara biz baba diyoruz. Benim şimdiye kadar kaç babam oldu sayamadım. İçlerinde unutulmaz olanları aklımda kaldığı kadarıyla sana anlatayım. Sürekli değişen müdür babalardan dolayı biz de babalara geliyoruz.





    
   Neden bu kadar sıklıkla müdür baba değişiyor dersin, benim çocuk aklım şimdilik bunu kavrayamıyor. Değişen müdür babalar birbirlerinden o kadar farklı ve enteresan ki daha birinin huyuna suyuna alışmadan diğeri çıkıp geliyor.

   Yurda geldiğim yılda tanıdığım ilk müdür baba Tarık Kara’ydı. Kayıt işlerinden sonra beni karşısına aldı ve artık senin evin burası ben de babanım demişti. Olan biten karşısında dilim tutulmuş ölü balıkgözlerimle onun hareket eden kocama ağzına bakıyordum.
Tarık baba, kalın sesli, göbekli bir adam. Karşısındakini konuşurken ses tonu ile döven biri. Kendisi lisede tarih öğretmeni iken bizim yurda müdür olarak atanmış. Onun idareciliği sırasında Atatürk’ün ne kadar ünlü sözü varsa öğrendik. Hem kendisi kullanırdı bu sözleri, bununla da yetinmez çerçeve yaptırıp boş bulduğu duvarlara astırırdı. Bir de pek anlamadığımız emperyalist güçlerden söz ederdi. Ne zaman toplantı yapsa her cümlesinde emperyalizm kelimesini kullanırdı. Kendisi emperyal müdür babamızdı.
Tarık babanın kendisinden yarım metre önde giden göbeğinin çok içki içmesinden kaynaklandığı söylenirdi. Kendisini ne zaman görsem gözleri kızıl iplerle örülmüş örümcek ağını andırırdı. Korku filmlerinin kızıl gözlü vampir adamları gibi yüreğimize korku salardı.
Tarık babadan sonra müdür babalık koltuğuna Cengiz Ceviz oturdu. Ankara’dan sürgün olarak gelmiş biri. Ufak tefek, sarkık bıyıklı çocuk kadar bir adam. Ne zaman konuşmaya başlayacak olsa önce uzunuzun boğazındaki balgamı temizler. İki yıl süresince kaldığı müdürlük koltuğunda boğazındaki balgamı temizleyemedi.
Cengiz babayı koltuğundan kaldırmak için odasına bir kaldıraç düzeneği kurmak gerekiyordu. Cengiz baba oturduğu yerden kalkmaz, saatlerce koltukta oturmaktan pantolonun arkası dümdüz olurdu. Babalar çocuklarına hiç küser mi? Ama Cengiz baba, belki de Ankara’dan sürgün edildiği için bütün çocuklara küs gibi davranırdı.

    Can Savaş baba sporcu kişiliği ile hatırımda kalmış. Kendisi eski tekvandoculardanmış. Can baba sinirlendiğinde tekmeleri havada kuş gibi dönerdi. Bir keresinde okula geç kaldığım için sırtıma yediğim tekmesinin acısın gün boyu çekmiştim.
Vehbi Aslan, hiç de soyadına çekmemiş bir adamdı. Pire gibi zıplayıp dururdu. En komik hali de kendisinden uzun çocuklara tokat atmaya çalışırken ortaya çıkardı. Havaya zıplar ve tokat atmak için kısa bacakları üzerinde debelenirdi. Yerden bitme, boyu standartların altında olduğundan aramızda lakabını pire koymuştuk. Vehbi baba hiç evlenmemiş. Oysa bize müdür olduğunda bir anda yetmiş tane çocuğu oldu.

    Nasuhi Bıçak, silik bir müdür, daha sonra müdürlüğü yardımcısına kaptırdığı söylendi. Çünkü kendisi birkaç gün sonra müdür yardımcı koltuğuna oturdu. Çocukların harçlıklarının uzunca bir dönem ödenmemesinden ve yurda alınan kömür yolsuzluğunun baş aktörü olarak soruşturma geçirdi. Babalıktan alındı.
Osman Beren’in, iri kıyım, babayiğit, sarı ve gür bıyıkları, beyaz saçları vardı. Otoriter ses tonu ile kendisini çocuklara dinletirdi. Yemekhanede yaptığı konuşmalarda verdiği örnekler hep çocukların yararına ve onların hayatta başarılı olmalarına dair idi. Çocuklarım, gelecekte masa silen olmayın, masada oturan masanızı sildiren olun, cebinizde kalem ile gezmek varken elinizde saplı çalı süpürgesi ile ortalıkta dolaşmayın diye onca dil döktü.
Müdür babaları birbirinden ayıran temel özelliklerinin başında bıyıkları geliyor. Bazıları kalın bıyıklı, bazıları ince bıyıklı, bazılarının bıyıklarının ucu uzundu. En komiği de Vehbi babanın bıyığıydı. Boyu kısa olduğundan dudaklarını kapatan kocaman bıyıkları sanki yüzüne birisi tarafından özensizce iliştirilmiş gibiydi. Yürürken birazdan bıyıkları düşecek ve ağzı kabak gibi açılacak sanıyordum. Çok komik bir hali vardı.

    Bu arada babaların ceza verme yöntemi de birbirini tutmazdı. Tarık baba saçlarımızdan çeker, Vehbi baba kısa bacakları ile diz kapaklarımıza vurur, Osman baba tek ayaküstünde dakikalarca bekletir, Nasuhi baba ise kulaklarımız kopacak kadar asılırdı. Sürekli olarak da seni kepçe kulak yapacağım diye tıslardı.
Günce Dostum, biz yurt çocuklarına üvey evlat muamelesi yapan müdür babalara boş ver. Yurtta asıl baba hizmetli Süleyman ağabeydir. Bütün çocuklar tarafından sevilir ve kendisine baba Süleyman diye hitap edilir. Süleyman baba, elinde çalı süpürgesi bahçe temizliği yaparken hepimiz ona yardım etmek için sıraya girerdik.
Biz çocuklar için Süleyman baba arkadaş gibidir. Bütün hepimizin en yakın dostudur. Büyük küçük ayrımı yapmadan hepimizin ayrı ayrı gönlünü fethederdi. Onunla dertleşiriz, sohbetler ederiz. Maaş aldığında mutlaka çocuklara çay ısmarlardı.

    Bir gün Süleyman baba ile sohbet ederken yurda müdür olmak için ne gerekiyor demiştim. O da bana üniversite mezunu olmak gerekir demişti. Ülkede siyasi iradenin değişmesi ile müdürlerin şekillendiğini söyledi ama bu son dediğinden bir şey anlamadım.
Oysa Süleyman baba ilkokul mezunu olmasına rağmen bütün üniversite mezunu müdür babalardan daha babacan bir insandı. Müdür babalar çocuklar tarafından seçilmiş olsaydı bütün çocukların Süleyman babaya oy vereceklerine adım gibi eminim.
Azimli ve kararlı bir insan olan Süleyman babamız şimdi açık liseye kayıt yaptırdı. Lise diplomasını aldıktan sonra üniversite okumak istiyor. Keşke bütün bunlar bir an önce olsa da daha fazla babalara gelmeden Süleyman Bey yurda müdür baba olsa…

  Sevgili Güncem, çocukların duası kabul olurmuş, ben de her akşam Süleyman baba için dua ediyorum.

 

 



Bize Ulaşın